LookItUp

fair

İngilizce “fair” kelimesinin Türkçe anlamı

ABD /fɛr/ · İngiltere /feə/

fair Türkçede: adil, hakkaniyetli, açık tenli, açık renkli, açık, güzel

sıfat

ADİLB1

adil, hakkaniyetli

İnsanlara eşit ve haklarını gözeten bir şekilde davranan.

Basit İngilizce açıklama: Treating people equally and in a way that is right.

  • That does not seem fair.
  • Everyone deserves a fair chance.
  • Was the decision fair to both teams?

Nasıl kullanılır: fair to someone (The rule is fair to everyone.); it is fair to do something (It is fair to give everyone a turn.)

Eş anlamlılar: just, equitable

Zıt anlamlılar: unfair, unjust

Sık kullanılan kalıplar: fair treatment, fair deal, fair chance

AÇIK RENKB1

açık tenli, açık renkli

Teni veya saçı açık renkli olan.

Basit İngilizce açıklama: Having light skin or light hair.

  • She has fair hair.
  • His fair skin burns easily in the sun.
  • Both children were fair, with blue eyes.

Eş anlamlılar: light, pale

Zıt anlamlılar: dark

Sık kullanılan kalıplar: fair skin, fair hair, fair complexion

GÜZEL HAVAB2

açık, güzel

Yağışsız ve hoş olan hava.

Basit İngilizce açıklama: If the weather is like this, it is pleasant and without rain.

  • We expect fair weather tomorrow.
  • The boat left under fair skies.
  • The weather stayed fair all weekend.

Eş anlamlılar: fine, pleasant

Sık kullanılan kalıplar: fair weather, fair skies

İDARE EDERB1

orta, idare eder

Yeterince iyi ama çok iyi olmayan.

Basit İngilizce açıklama: Good enough, but not very good.

  • The car is in fair condition.
  • Her performance was fair, but she could improve.
  • His English is fair enough for everyday conversations.

Eş anlamlılar: adequate, acceptable, average

Sık kullanılan kalıplar: fair condition, fair quality, fair performance

EŞİT OLASILIKB2

adil, yansız

Mümkün olan her sonucun gerçekleşme olasılığının eşit olduğu.

Basit İngilizce açıklama: Giving each possible result the same chance of happening.

  • We used a fair coin.
  • Each face of a fair die has the same chance.
  • How can we check whether these dice are fair?

Eş anlamlılar: unbiased

Zıt anlamlılar: biased

Sık kullanılan kalıplar: fair coin, fair die

LEKESİZC2

lekesiz, temiz

Temiz, masum veya iyi niteliğini bozacak şeylerden arınmış olan.

Basit İngilizce açıklama: Clean, innocent, or free from anything that would harm its good quality.

  • She defended her fair name.
  • No lie had stained his fair reputation.
  • They vowed to keep their family name fair.

Eş anlamlılar: unblemished, pure, innocent

Sık kullanılan kalıplar: fair name, fair reputation

isim

FUARB1

fuar

İnsanların sergileri gezdiği, ürünleri tanıdığı veya çeşitli etkinliklere katıldığı organizasyon.

Basit İngilizce açıklama: An event where people see displays, discover products, or enjoy activities.

  • We visited a book fair.
  • The company displayed its products at the fair.
  • Students explained their projects at the science fair.

Eş anlamlılar: exhibition, expo

Sık kullanılan kalıplar: trade fair, book fair, science fair

PANAYIRB1

panayır

Alışveriş yapılabilen ve eğlenceli etkinliklere katılınabilen halka açık organizasyon.

Basit İngilizce açıklama: A public event with things to buy and activities to enjoy.

  • We bought sweets at the fair.
  • The children enjoyed the rides at the fair.
  • There were food stalls all along the street fair.

Eş anlamlılar: carnival

Sık kullanılan kalıplar: summer fair, street fair, fun fair

fair kelimesini okurken öğren

LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.

Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUp

fair ile kurulan ifadeler

EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語

Diğer kelimeler