LookItUp

fine

İngilizce “fine” kelimesinin Türkçe anlamı

ABD /faɪn/

fine Türkçede: iyi, sorunsuz, uygun, kaliteli, mükemmel, güzel

sıfat

İYİ DURUMDAA1

iyi, sorunsuz, uygun

Sağlığı veya durumu iyi olan, kabul edilebilir ya da sorun yaratmayan.

Basit İngilizce açıklama: If someone or something is like this, they are well, acceptable, or causing no problems.

  • I feel fine today.
  • Is tomorrow fine with you?
  • The children were fine after the journey.

Nasıl kullanılır: be fine with someone (That date is fine with me.); be fine to do something (It is fine to leave your bag here.)

Eş anlamlılar: okay, all right, acceptable

Sık kullanılan kalıplar: feel fine, just fine, fine with someone

YÜKSEK KALİTEB1

kaliteli, mükemmel

Kalitesi, becerisi veya görünüşü bakımından çok iyi olan.

Basit İngilizce açıklama: Very good in quality, skill, or appearance.

  • That is a fine painting.
  • They serve fine wines from Italy.
  • She gave a fine performance last night.

Eş anlamlılar: excellent, superb, high-quality

Zıt anlamlılar: poor

Sık kullanılan kalıplar: fine art, fine wine, a fine example, a fine performance

GÜZEL HAVAA2

güzel, açık

Yağmur veya kar olmayan, güneşli ya da gökyüzü açık hava.

Basit İngilizce açıklama: With sunshine or clear skies and no rain or snow.

  • It is a fine day.
  • We had fine weather on holiday.
  • If tomorrow is fine, we can eat outside.

Eş anlamlılar: sunny, clear

Zıt anlamlılar: rainy

Sık kullanılan kalıplar: fine weather, a fine day, a fine morning

İNCE TANELİB2

ince, ince taneli

Çok küçük parçalardan veya tanelerden oluşan.

Basit İngilizce açıklama: Made of very small pieces or grains.

  • The sand was very fine.
  • Grind the nuts into a fine powder.
  • Fine dust covered every shelf.

Eş anlamlılar: finely ground, powdery

Zıt anlamlılar: coarse

Sık kullanılan kalıplar: fine powder, fine sand, fine grains, fine dust

ÇEKİCİ GÖRÜNÜŞB2

çekici, yakışıklı, güzel

Görünüşü çok çekici veya güzel olan.

Basit İngilizce açıklama: Very attractive to look at.

  • That guy is fine!
  • She thinks her new boyfriend looks fine.
  • He looked so fine in that suit.

Eş anlamlılar: hot, good-looking, attractive

Zıt anlamlılar: unattractive

Sık kullanılan kalıplar: look fine, so fine, a fine man

ALAYCI ÖVGÜC1

sözde iyi, sözde harika

Birini veya bir şeyi över gibi yaparak eleştirmek için kullanılır.

Basit İngilizce açıklama: Used to criticize someone or something by pretending to praise them.

  • This is a fine mess!
  • You are a fine friend, leaving me stranded!
  • A fine excuse that is, after all your promises.

Nasıl kullanılır: a fine one to do something (You are a fine one to complain about noise!)

Eş anlamlılar: some

Sık kullanılan kalıplar: a fine mess, a fine friend, a fine excuse

zarf

SORUNSUZCAA2

iyi, sorunsuzca

İyi işleyen veya sorun yaratmayan bir şekilde.

Basit İngilizce açıklama: In a way that works well or causes no problems.

  • The phone works fine.
  • We managed fine without a car.
  • Would Monday suit you fine?

Eş anlamlılar: well, nicely

Zıt anlamlılar: badly

Sık kullanılan kalıplar: work fine, do fine, suit someone fine, fit fine

İNCE İNCEC1

ince ince, incecik

Çok küçük parçalara ayırarak veya çok küçük ayrıntılara özen göstererek.

Basit İngilizce açıklama: Into very small pieces, or with very small, careful details.

  • Chop the herbs fine.
  • She ground the beans fine for coffee.
  • Draw the lines fine so the details stay clear.

Eş anlamlılar: finely

Zıt anlamlılar: coarsely

Sık kullanılan kalıplar: chop something fine, grind something fine, cut something fine

fine kelimesini okurken öğren

LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.

Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUp

fine ile kurulan ifadeler

EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語

Diğer kelimeler