break
İngilizce “break” kelimesinin Türkçe anlamı
ABD /breɪk/
break Türkçede: kırmak, kırılmak, çiğnemek, ihlal etmek, bozulmak, arızalanmak
fiil
kırmak, kırılmak
Bir şeyin parçalanmasına, çatlamasına veya şeklinin bozulmasına neden olmak; bu şekilde zarar görmek.
Basit İngilizce açıklama: To damage something so it comes apart, cracks, or loses its proper shape.
- Be careful not to break the glass.
- She fell and broke her wrist.
- The plate broke into three pieces.
çiğnemek, ihlal etmek
Bir kurala veya yasaya aykırı davranmak ya da verilen sözü tutmamak.
Basit İngilizce açıklama: To do something against a rule or law, or fail to do what you promised.
- Never break a promise.
- They broke the rules and lost their prize.
- You could go to prison for breaking the law.
bozulmak, arızalanmak
Bir makine veya eşyanın arıza nedeniyle çalışmaz hale gelmesi.
Basit İngilizce açıklama: If a machine or object does this, it stops working because something is wrong.
- My phone will break if it gets wet.
- The washing machine broke yesterday.
- Our car broke down on the way home.
aşmak, geçmek
Bir sınırı veya rekoru aşmak ya da bir şeyin yüzeyinden geçmek.
Basit İngilizce açıklama: To go past a limit or record, or pass through the surface of something.
- She hopes to break the record.
- A whale broke the surface beside our boat.
- The aircraft broke the sound barrier.
kaçmak, kurtulmak
Tutulduğu bir yerden ya da içinde sıkışıp kaldığı bir durumdan kaçıp kurtulmak.
Basit İngilizce açıklama: To escape from a place or situation where you were being held.
- The horse managed to break free.
- Three prisoners broke out last night.
- She broke away from the guards and ran.
ara vermek, mola vermek
Dinlenmek için yaptığı işe kısa süreliğine ara vermek.
Basit İngilizce açıklama: To stop an activity for a short rest.
- Let’s break for lunch.
- The meeting broke for coffee at eleven.
- We usually break after the first two hours.
isim
mola, ara
Bir işi bırakarak genellikle dinlenmeye ayırdığın kısa süre.
Basit İngilizce açıklama: A short time when you stop an activity, often to rest.
- Let’s take a break.
- We get two short breaks each morning.
- Can I have a break from cleaning?
tatil, okul tatili
Öğrencilerin günlerce ya da haftalarca ders görmediği dönem.
Basit İngilizce açıklama: A period of days or weeks when students do not have classes.
- School closes for the winter break tomorrow.
- We visited our cousins during spring break.
- How long is your summer break?
break kelimesini okurken öğren
LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.
Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUpbreak ile kurulan ifadeler
- break down: bozulmak, arızalanmak
- break up: parçalamak, parçalara ayırmak
- break out: patlak vermek, başlamak
- break in: zorla girmek, izinsiz girmek
- break off: kesmek, sona erdirmek
- break wind: osurmak, gaz çıkarmak
- break the ice: buzları eritmek
- break into: zorla girmek, izinsiz girmek
EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語