LookItUp

alone

İngilizce “alone” kelimesinin Türkçe anlamı

ABD /əˈloʊn/ · İngiltere /əˈləʊn/

alone Türkçede: yalnız, tek başına, kimsesiz, tek, yardımsız, sadece

sıfat

YANINDA KİMSE YOKA1

yalnız, tek başına

Yakınında veya yanında başka kimse bulunmayan.

Basit İngilizce açıklama: Without other people near you or with you.

  • I am alone at home.
  • She was alone in the room.
  • Are you afraid when you are alone?

Eş anlamlılar: by yourself, on your own, solitary

Sık kullanılan kalıplar: be alone, home alone, all alone, completely alone

KİMSESİZB1

yalnız, kimsesiz

Arkadaşı veya kendisini önemseyen kimsesi olmayan; bu yüzden çoğu zaman üzüntü duyan.

Basit İngilizce açıklama: Without friends or people who care about you, often making you feel sad.

  • He feels very alone.
  • She felt alone after moving to a new city.
  • You are never completely alone when someone cares about you.

Eş anlamlılar: lonely, isolated

Sık kullanılan kalıplar: feel alone, alone in life, all alone

PAYLAŞANI YOKB2

yalnız, tek

Düşüncelerini, duygularını veya deneyimlerini paylaşan başka kimse bulunmayan.

Basit İngilizce açıklama: Without other people who share your opinions, feelings, or experiences.

  • You are not alone in feeling worried.
  • He was alone in opposing the plan.
  • Many others share your experience, so you are not alone.

Nasıl kullanılır: alone in doing something (He is not alone in wanting a change.); alone in something (She felt alone in her beliefs.)

Eş anlamlılar: isolated

Sık kullanılan kalıplar: alone in something, not alone, alone in thinking

zarf

TEK BAŞINAA1

yalnız, tek başına

Yanında veya bulunduğu yerde başka biri olmadan.

Basit İngilizce açıklama: Without another person coming with you or being present.

  • She lives alone.
  • I walked home alone last night.
  • Do you prefer eating alone?

Eş anlamlılar: by yourself, on your own, solo

Zıt anlamlılar: together

Sık kullanılan kalıplar: travel alone, live alone, walk alone

YARDIMSIZA2

tek başına, yardımsız

Başka hiç kimseden yardım almadan.

Basit İngilizce açıklama: Without help from anyone else.

  • I can do it alone.
  • She built the shelves alone.
  • Could you finish this job alone?

Eş anlamlılar: independently, by yourself, unaided

Sık kullanılan kalıplar: do something alone, manage alone, work alone

edat

BAŞKALARI OLMADANA1

yalnız, tek başına

Başka insanlar katılmadan veya eşlik etmeden.

Basit İngilizce açıklama: Without other people taking part or coming with you.

  • He went to the cinema alone.
  • She travelled alone across the country.
  • Would you rather walk alone today?

Eş anlamlılar: by yourself, on your own

Zıt anlamlılar: together

Sık kullanılan kalıplar: go alone, walk alone, travel alone

SADECE BUB1

sadece, yalnızca

Başka hiçbir şeyi dahil etmeden, yalnızca sözü edilen kişi veya şey.

Basit İngilizce açıklama: Only the person or thing mentioned, without including anything else.

  • The rent alone costs a fortune.
  • Planning alone took three weeks.
  • Words alone cannot solve this problem.

Eş anlamlılar: only, solely

Sık kullanılan kalıplar: rent alone, planning alone, words alone

alone kelimesini okurken öğren

LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.

Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUp

alone ile kurulan ifadeler

EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語

Diğer kelimeler