LookItUp

span

İngilizce “span” kelimesinin Türkçe anlamı, çevirisi ve okunuşu

Okunuşu: ABD /spæn/

Diğer biçimleri: spans, spanning, spanned

span Türkçede: süre, aralık, karış, iki yakasını birleştirmek, üzerinden geçmek, kaplamak

isim

KISA ARALIKB2

süre, aralık

Kısa bir zaman dilimi veya küçük bir mesafe.

Basit İngilizce açıklama: A short amount of time or a small distance.

  • His attention span is short.
  • A lot happened in that brief span of time.
  • The two windows are separated by a narrow span of wall.

Nasıl kullanılır: a span of something (The changes happened within a span of three days.)

Eş anlamlılar: interval, stretch

Sık kullanılan kalıplar: attention span, a short span, span of time

EL AÇIKLIĞIC2

karış

El iyice açıldığında başparmak ile serçe parmak uçları arasındaki uzaklık.

Basit İngilizce açıklama: The distance between your thumb and little finger when your hand is stretched open.

  • The bowl is one span wide.
  • He measured the board using the span of his hand.
  • Her hand has a larger span than mine.

Eş anlamlılar: handspan

Sık kullanılan kalıplar: a hand span, span of something, one span wide

ESKİ UZUNLUK ÖLÇÜSÜC2

karış

Açık el genişliğine dayanan eski uzunluk birimi; İngiltere’de geleneksel olarak yaklaşık 23 santimetre.

Basit İngilizce açıklama: An old unit of length based on an open hand, traditionally about twenty-three centimetres in England.

  • An English span equals nine inches.
  • The old record gives the length in spans.
  • The cloth measured three spans across.

Eş anlamlılar: handspan

Sık kullanılan kalıplar: an English span, one span long, two span lengths

fiil

BOŞLUĞU AŞMAB2

iki yakasını birleştirmek, üzerinden geçmek

Bir boşluğun bir ucundan diğerine uzanarak iki tarafı birleştirmek.

Basit İngilizce açıklama: To reach from one side of a gap or open space to the other.

  • A bridge spans the river.
  • The fallen tree spanned the narrow stream.
  • Two stone arches span the entrance.

Eş anlamlılar: cross, bridge, stretch across

Sık kullanılan kalıplar: span a river, span the gap, span a valley

ALANA YAYILMAB2

kaplamak, yayılmak

Bir alanın veya mesafenin tamamına yayılmak.

Basit İngilizce açıklama: To spread over the whole of an area or distance.

  • The park spans fifty acres.
  • Their farms span a large area of the valley.
  • The railway network spans the entire country.

Eş anlamlılar: cover, extend over, stretch across

Sık kullanılan kalıplar: span three acres, span an area, span several miles

KARIŞLA ÖLÇMEC2

karışlamak, karışla ölçmek

Bir şeyi açık elin genişliğiyle veya çevresine yerleştirilen parmaklarla ölçmek.

Basit İngilizce açıklama: To measure something using the width of your open hand or your fingers around it.

  • She spanned the board with her hand.
  • He spanned the cylinder with his fingers.
  • They spanned the distance instead of using a ruler.

Nasıl kullanılır: span something with something (He spanned the board with his outstretched hand.)

Eş anlamlılar: measure by hand

Sık kullanılan kalıplar: span a distance, span a cylinder, span with something

span hakkında sık sorulanlar

span ne demek?

“span” Türkçede “süre” demektir. Kısa bir zaman dilimi veya küçük bir mesafe.

span Türkçesi nedir?

span kelimesinin Türkçe çevirileri: süre, aralık, karış, iki yakasını birleştirmek, üzerinden geçmek, kaplamak.

span nasıl okunur?

/spæn/ diye okunur.

span cümle içinde nasıl kullanılır?

His attention span is short. A lot happened in that brief span of time.

span kelimesini okurken öğren

LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.

Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUp

EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語

Diğer kelimeler