LookItUp

bridge

İngilizce “bridge” kelimesinin Türkçe anlamı

ABD /brɪdʒ/

bridge Türkçede: köprü, briç, diş köprüsü, köprüüstü, gidermek, aşmak

isim

GEÇİŞ YAPISIA1

köprü

İnsanların veya araçların nehir, yol ya da başka bir boşluğun üzerinden geçmesini sağlayan yapı.

Basit İngilizce açıklama: A structure that lets people or vehicles cross over a river, road, or other gap.

  • We crossed the bridge on foot.
  • The old bridge was repaired last summer.
  • Is there a bridge over this river?

Nasıl kullanılır: bridge over something (They built a bridge over the river.); bridge across something (A wooden bridge across the stream links the two paths.)

Sık kullanılan kalıplar: cross a bridge, road bridge, bridge over something

KART OYUNUB1

briç

Dört kişinin ikişerli takımlarla oynadığı, kaç el alacağını bildirip el kazanmaya çalıştığı kart oyunu.

Basit İngilizce açıklama: A card game for four players in two teams, involving bidding and winning groups of cards.

  • My grandparents play bridge every week.
  • She joined a bridge club last year.
  • Who won the bridge tournament on Sunday?

Sık kullanılan kalıplar: play bridge, bridge club, bridge tournament

DİŞ KÖPRÜSÜC1

diş köprüsü

Kendi dişlerin arasındaki boşluğu dolduran, bir veya daha fazla yapay dişten oluşan sabit protez.

Basit İngilizce açıklama: A fixed set of one or more false teeth that fills a gap between your own teeth.

  • The dentist fitted a bridge.
  • Her bridge replaces two missing teeth.
  • How long will this dental bridge last?

Eş anlamlılar: dental bridge

Sık kullanılan kalıplar: dental bridge, fit a bridge, bridge work

GEMİ KUMANDASIB2

köprüüstü

Gemide, görevlilerin geminin hareketini yönettiği yer.

Basit İngilizce açıklama: The place on a ship where officers control its movement.

  • The captain is on the bridge.
  • An officer watched the approaching boats from the bridge.
  • Only trained crew members may enter the bridge.

Sık kullanılan kalıplar: ship bridge, on the bridge, bridge crew

fiil

FARKLARI AŞMAB2

gidermek, aşmak

Aralarındaki farkları veya güçlükleri azaltarak insanların ya da şeylerin birbirine yaklaşmasını sağlamak.

Basit İngilizce açıklama: To help people or things become closer by reducing differences or difficulties between them.

  • Music can bridge cultural differences.
  • The project bridged the gap between young and old.
  • They hope to bridge the divide between their communities.

Eş anlamlılar: overcome, narrow

Zıt anlamlılar: widen

Sık kullanılan kalıplar: bridge the gap, bridge our differences, bridge the divide

BAĞLAMAB2

bağlamak

İki şeyi birbirine bağlamak veya aralarındaki boşluğu kapatmak.

Basit İngilizce açıklama: To connect two things or cover a gap between them.

  • The new path will bridge the gap.
  • Their shared interests bridged the divide between them.
  • Can this agreement bridge our differences?

Eş anlamlılar: connect, link

Sık kullanılan kalıplar: bridge a gap, bridge the divide

KÖPRÜ KURMAB2

köprü kurmak

Bir nehir, yol veya başka bir boşluğun üzerinde geçiş sağlayan bir yapı yapmak ya da oluşturmak.

Basit İngilizce açıklama: To build or form a crossing over a river, road, or other space.

  • They plan to bridge the river.
  • A fallen tree bridged the narrow stream.
  • Engineers bridged the valley with a steel structure.

Eş anlamlılar: span

Sık kullanılan kalıplar: bridge a river, bridge a gorge, bridge the stream

bridge kelimesini okurken öğren

LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.

Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUp

bridge ile kurulan ifadeler

EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語

Diğer kelimeler