LookItUp

ring

İngilizce “ring” kelimesinin Türkçe anlamı

ABD /rɪŋ/

ring Türkçede: yüzük, halka, çember, zil sesi, çınlama, ring

isim

TAKIA1

yüzük, halka

Parmağa takılan ya da kulak, burun gibi vücut bölümlerine geçirilen küçük metal halka.

Basit İngilizce açıklama: A small circle of metal worn on a finger or through an ear, nose, or another body part.

  • She wears a gold ring.
  • He bought two wedding rings.
  • Where did you get that diamond ring?

Eş anlamlılar: band

Sık kullanılan kalıplar: wedding ring, diamond ring, nose ring

ÇEMBERB1

halka, çember

İnsanların, nesnelerin veya bir çizginin oluşturduğu dairesel şekil.

Basit İngilizce açıklama: A circle formed by people, things, or a line.

  • The children stood in a ring.
  • The cup left a wet ring on the table.
  • Dark rings had appeared under his eyes.

Nasıl kullanılır: a ring of something (A ring of trees surrounded the pond.)

Eş anlamlılar: circle

Sık kullanılan kalıplar: a ring of, in a ring, smoke ring

HALKA BİÇİMİB1

halka

Ortası delik, daire biçiminde bir madde veya yiyecek parçası.

Basit İngilizce açıklama: A piece of material or food shaped like a circle with a hole in the middle.

  • Fit the rubber ring inside the pipe.
  • We ordered a plate of onion rings.
  • One curtain ring broke when I pulled the curtain.

Eş anlamlılar: hoop

Sık kullanılan kalıplar: rubber ring, onion ring, curtain ring, metal ring

ZİL SESİA2

zil sesi, çınlama

Zil, çan veya telefonun çıkardığı ince ve net ses.

Basit İngilizce açıklama: The clear, high sound made by a bell or telephone.

  • The bell has a loud ring.
  • She answered the phone on the second ring.
  • A sudden ring from the doorbell woke us.

Eş anlamlılar: ringing, chime

Sık kullanılan kalıplar: a loud ring, the first ring, ring of bells

DÖVÜŞ ALANIB1

ring

Boksörlerin veya güreşçilerin dövüştüğü, etrafı iplerle çevrili alan.

Basit İngilizce açıklama: An area surrounded by ropes where boxers or wrestlers fight.

  • The boxers entered the ring.
  • A referee stood between them in the ring.
  • He climbed out of the ring after the fight.

Sık kullanılan kalıplar: boxing ring, wrestling ring, in the ring

fiil

ZİL ÇALMAA2

çalmak

Zil veya telefon gibi ince, net bir ses çıkarmak ya da böyle bir ses çıkarttırmak.

Basit İngilizce açıklama: To make a clear, high sound, like a bell or phone, or to cause that sound.

  • The phone is ringing.
  • Someone rang the doorbell twice.
  • The church bells have rung all morning.

Eş anlamlılar: chime

Sık kullanılan kalıplar: ring the bell, ring loudly, ring the doorbell

TELEFONLA ARAMAA2

telefon etmek, aramak

Birine telefon ederek onunla iletişim kurmak.

Basit İngilizce açıklama: To contact someone by telephone.

  • Please ring me tonight.
  • I rang the office yesterday.
  • Has she rung you back yet?

Nasıl kullanılır: ring someone (I'll ring my sister after lunch.)

Eş anlamlılar: call, phone, telephone

Sık kullanılan kalıplar: ring someone, ring someone back, ring home

ÇEVRELEMEC1

çevrelemek, kuşatmak

Birinin veya bir şeyin etrafında çember oluşturmak.

Basit İngilizce açıklama: To form a circle around someone or something.

  • Tall trees ring the lake.
  • Fans ringed the singer outside the hotel.
  • Police had ringed the building before dawn.

Nasıl kullanılır: ring something with something (They ringed the pond with stones.)

Eş anlamlılar: surround, encircle

Sık kullanılan kalıplar: ring the city, ring the lake, ring something with, ring the town

ring kelimesini okurken öğren

LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.

Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUp

ring ile kurulan ifadeler

EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語

Diğer kelimeler