call
İngilizce “call” kelimesinin Türkçe anlamı
ABD /kɔːl/
call Türkçede: telefon etmek, aramak, adını koymak, demek, seslenmek, bağırmak
fiil
telefon etmek, aramak
Birine telefonla ulaşmak.
Basit İngilizce açıklama: To contact someone by telephone.
- Call me tonight.
- She called her dad after school.
- Have you called the doctor yet?
adını koymak, demek
Birine veya bir şeye bir ad vermek ya da o adı kullanmak.
Basit İngilizce açıklama: To give someone or something a name, or use that name for them.
- Our cat is called Luna.
- They called their baby Sam.
- What do you call this flower?
seslenmek, bağırmak
Birinin seni duyması veya fark etmesi için yüksek sesle bir şey söylemek.
Basit İngilizce açıklama: To say something loudly so someone hears or notices you.
- Call louder so I can hear you.
- She called his name across the playground.
- "Come inside!" he called from the doorway.
demek, nitelemek
Birini veya bir şeyi belirli bir sözcükle tanımlamak.
Basit İngilizce açıklama: To describe someone or something using a particular word.
- Do not call him stupid.
- She called the trip a success.
- Would you call that behavior rude?
çağırmak
Birinden bir yere gelmesini veya yardıma gelmesini istemek ya da bunu söylemek.
Basit İngilizce açıklama: To ask or tell someone to come to a place or to help.
- Call a doctor immediately.
- The teacher called me to the front.
- She called the children inside when it began to rain.
düzenlemek, ilan etmek
Bir etkinliğin yapılmasını veya bir faaliyetin durdurulmasını kararlaştırıp duyurmak.
Basit İngilizce açıklama: To say that an event should happen or that an activity should stop.
- The manager called a meeting.
- The union called a strike over pay.
- Police called a halt to the search after dark.
isim
telefon görüşmesi, arama
Genellikle konuşmak amacıyla birine telefonla ulaşma.
Basit İngilizce açıklama: A time when you contact someone by telephone, usually to talk.
- I got a call from Mum.
- She made three calls this morning.
- Did you answer my call?
ötüş, hayvan sesi
Bir kuşun veya başka bir hayvanın, çoğu zaman iletişim kurmak için çıkardığı ses.
Basit İngilizce açıklama: The sound a bird or animal makes, often to communicate with others.
- We heard an owl’s call.
- Each bird has a different call.
- The frogs’ mating calls filled the evening air.
call kelimesini okurken öğren
LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.
Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUpcall ile kurulan ifadeler
- call the police: polisi aramak
- call it a day: bugünlük işi bitirmek, paydos etmek
- call out: seslenmek, bağırmak
- call for: talep etmek, çağrıda bulunmak
- call an ambulance: ambulans çağırmak
- call the fire department: itfaiyeyi aramak
- call sign: çağrı kodu
- call back: geri aramak, tekrar aramak
EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語