LookItUp

loan

İngilizce “loan” kelimesinin Türkçe anlamı

ABD /loʊn/ · İngiltere /ləʊn/

loan Türkçede: kredi, borç, ödünç, emanet, kredi sözleşmesi, borç sözleşmesi

isim

BORÇ PARAB1

kredi, borç

Geri ödemek üzere alınan, çoğu zaman faiz de ödenen para.

Basit İngilizce açıklama: Money you borrow and must pay back, often with an extra charge.

  • I need a loan to buy a car.
  • She paid off her student loans.
  • The bank refused his loan application.

Nasıl kullanılır: loan from someone/something (She got a loan from the bank.); loan for something (We need a loan for a new car.)

Eş anlamlılar: advance

Sık kullanılan kalıplar: bank loan, student loan, take a loan

ÖDÜNÇ VERİLENB2

ödünç, emanet

Geri verilmesi şartıyla birine belirli bir süre için verilen para veya eşya.

Basit İngilizce açıklama: Money or property given to someone for a limited time, with the promise of returning it.

  • Library loans must be returned by Friday.
  • The painting is on loan to our museum.
  • We arranged a temporary loan of the equipment.

Nasıl kullanılır: on loan from someone/something (The painting is on loan from a museum.); loan of something (Thank you for the loan of your bicycle.)

Eş anlamlılar: advance

Sık kullanılan kalıplar: library loan, on loan, long-term loan

BORÇ SÖZLEŞMESİC1

kredi sözleşmesi, borç sözleşmesi

Para veya eşyanın ödünç alınması ve geri verilmesiyle ilgili şartları ve sorumlulukları belirleyen anlaşma.

Basit İngilizce açıklama: An agreement that sets the conditions and duties for borrowing and returning money or property.

  • The loan requires monthly payments.
  • They changed the terms of her loan.
  • He failed to meet his obligations under the loan.

Eş anlamlılar: loan agreement, lending agreement

Sık kullanılan kalıplar: loan terms, loan agreement, loan obligations

fiil

ÖDÜNÇ VERMEKB1

ödünç vermek, borç vermek

Geri vermesini bekleyerek birine paranı veya eşyanı kullanması için vermek.

Basit İngilizce açıklama: To let someone use money or something you own, expecting them to return it.

  • Can you loan me ten dollars?
  • He loaned his tools to a neighbor.
  • The museum loans paintings to schools.

Nasıl kullanılır: loan someone something (Can you loan me your bike?); loan something to someone (She loaned her car to her brother.)

Eş anlamlılar: lend

Zıt anlamlılar: borrow

Sık kullanılan kalıplar: loan someone something, loan money, loan to someone

OYUNCU GÖREVLENDİRMEC2

geçici olarak görevlendirmek

Sözleşmeli bir oyuncunun geçici olarak başka bir film stüdyosunda çalışmasına izin vermek.

Basit İngilizce açıklama: To let an actor under contract work temporarily for another film studio.

  • The studio agreed to loan its star.
  • She was loaned to another studio for one film.
  • They often loaned actors out for major productions.

Nasıl kullanılır: loan someone to something (The studio loaned its leading actor to a rival company.)

Eş anlamlılar: lend

Sık kullanılan kalıplar: loan an actor, loan to something, loan out someone

loan kelimesini okurken öğren

LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.

Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUp

loan ile kurulan ifadeler

EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語

Diğer kelimeler