living
İngilizce “living” kelimesinin Türkçe anlamı
ABD /ˈlɪvɪŋ/
living Türkçede: canlı, yaşayan, geçim, geçim kaynağı, yaşayanlar, hayattakiler
sıfat
canlı, yaşayan
Ölmemiş, yaşamını sürdüren.
Basit İngilizce açıklama: Alive, rather than dead.
- Plants are living things.
- The doctor examined the living tissue.
- Every living creature needs a suitable place to survive.
yaşayan, canlı
Yalnızca geçmişte kalmamış; bugün de kullanılan, uygulanan veya varlığını sürdüren.
Basit İngilizce açıklama: Still used, practised, or present today, rather than belonging only to the past.
- It is a living tradition.
- Welsh remains a living language in many communities.
- Nobody in living memory has seen the river this low.
isim
geçim, geçim kaynağı
Yaşam için gerekli şeyleri karşılayan iş veya gelir.
Basit İngilizce açıklama: The work or income that pays for the things you need.
- What do you do for a living?
- She makes a living selling flowers.
- He earned a good living as a builder.
yaşayanlar, hayattakiler
Hayatta olan insanların bir bütün olarak oluşturduğu grup.
Basit İngilizce açıklama: People who are alive, considered together as a group.
- We must care for the living.
- The dead remain in the memories of the living.
- The rescue team searched for signs of the living.
living kelimesini okurken öğren
LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.
Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUpliving ile kurulan ifadeler
- living room: oturma odası, salon
- living fossil: yaşayan fosil
- living proof
- living end
- living death
- living soul
EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語