gray
İngilizce “gray” kelimesinin Türkçe anlamı
ABD /ɡreɪ/
gray Türkçede: gri, yaşlılara ait, grileşmek, ağarmak, yaşlanmak, bulut örtüsü
sıfat
gri
Siyahla beyaz arasında bir renge sahip olan.
Basit İngilizce açıklama: Having a colour between black and white.
- The cat is gray.
- She wore a gray coat.
- Dark gray clouds covered the sky.
yaşlılara ait
Yaşlı insanlarla, özellikle onların parası, ilgi alanları veya toplumdaki etkisiyle ilgili.
Basit İngilizce açıklama: Connected with older people, especially their money, interests, or influence.
- The gray vote influenced the election.
- Businesses compete for the gray dollar.
- Gray spending is important to the travel industry.
fiil
grileşmek, ağarmak
Siyahla beyaz arasında bir renk almak; özellikle saçın yaşla birlikte ağarması.
Basit İngilizce açıklama: To become a colour between black and white, especially as hair changes with age.
- His hair began to gray.
- Her beard has grayed over the years.
- Some people gray earlier than others.
yaşlanmak
Bir toplumda yaşlı insanların sayısının veya oranının artması.
Basit İngilizce açıklama: To have an increasing number or proportion of older people.
- The population is starting to gray.
- As the country grays, demand for care increases.
- Some rural communities have grayed rapidly.
isim
gri
Siyahla beyaz arasında kalan renk.
Basit İngilizce açıklama: The colour between black and white.
- I like gray.
- We chose a light gray for the walls.
- The artist mixed several grays.
bulut örtüsü
Güneş ışığını örten bulutlar veya kasvetli gökyüzü.
Basit İngilizce açıklama: Clouds or a dull sky that hide the sunlight.
- The plane vanished into the gray.
- A pale sun struggled through the gray.
- They watched the gray gather above the hills.
gray kelimesini okurken öğren
LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.
Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUpgray ile kurulan ifadeler
- gray out
- gray hat
EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語