LookItUp

give way

İngilizce “give way” kelimesinin Türkçe anlamı, çevirisi ve okunuşu

Okunuşu: ABD /ˌɡɪv ˈweɪ/

give way Türkçede: çökmek, kırılmak, yol vermek, boyun eğmek, razı olmak, yerini bırakmak

fiil

ÇÖKMEB2

çökmek, kırılmak

Ağırlık veya basınç yüzünden kırılmak ya da çökmek.

Basit İngilizce açıklama: To break or collapse because of weight or pressure.

  • The old chair gave way.
  • His knees gave way as he stood up.
  • The roof could give way under the weight of the snow.

Nasıl kullanılır: give way under something (The shelf gave way under the weight of the books.)

Eş anlamlılar: collapse, break, buckle

Sık kullanılan kalıplar: give way beneath someone, give way under pressure

YOL VERMEB1

yol vermek

Trafikte başka araçların veya yayaların önce geçmesine izin vermek.

Basit İngilizce açıklama: You wait and allow another driver or person walking to pass before you.

  • You must give way here.
  • We gave way to a bus.
  • Do cars give way to people at this crossing?

Nasıl kullanılır: give way to someone/something (Drivers must give way to cyclists here.)

Eş anlamlılar: yield

Sık kullanılan kalıplar: give way to pedestrians, give way to traffic

RAZI OLMAB2

boyun eğmek, razı olmak

Israrlı istekler veya ikna çabaları karşısında sonunda kabul etmek.

Basit İngilizce açıklama: To finally agree to something after someone keeps asking or trying to persuade you.

  • She begged until he gave way.
  • The manager finally gave way to our requests.
  • Will they give way under pressure from the public?

Nasıl kullanılır: give way to someone/something (He gave way to their demands after a long discussion.)

Eş anlamlılar: give in, yield

Zıt anlamlılar: resist

Sık kullanılan kalıplar: give way to someone, give way under pressure

YERİNİ BIRAKMAC1

yerini bırakmak

Başka bir şey yerini aldıkça ortadan kalkmak veya önemini yitirmek.

Basit İngilizce açıklama: To disappear or become less important as something else takes its place.

  • Winter gave way to spring.
  • Their initial excitement soon gave way to worry.
  • Old farming methods are giving way to modern technology.

Nasıl kullanılır: give way to something (Her anger gave way to relief.)

Eş anlamlılar: be replaced by, make way for

Sık kullanılan kalıplar: give way to something, gradually give way

SÖZ VERMEC1

söz vermek

Başka birinin konuşabilmesi için kendi konuşmana ara vermek.

Basit İngilizce açıklama: You stop speaking briefly so another person can ask a question or make a point.

  • Will you give way?
  • She gave way so I could ask a question.
  • The speaker refused to give way during the debate.

Nasıl kullanılır: give way to someone (The minister gave way to another member.)

Eş anlamlılar: yield the floor

Sık kullanılan kalıplar: give way briefly, give way to someone

DUYGULARA KAPILMAC1

duygularına yenik düşmek

Güçlü bir duyguyu bastırmayı bırakıp dışa vurmak.

Basit İngilizce açıklama: You stop holding back a strong feeling and allow yourself to express it.

  • He gave way to tears.
  • She would not give way to despair.
  • After the funeral, I finally gave way to grief.

Nasıl kullanılır: give way to something (Alone at last, she gave way to tears.)

Eş anlamlılar: yield to, give in to

Zıt anlamlılar: resist

Sık kullanılan kalıplar: give way to grief, give way to tears

give way hakkında sık sorulanlar

give way ne demek?

“give way” Türkçede “çökmek” demektir. Ağırlık veya basınç yüzünden kırılmak ya da çökmek.

give way Türkçesi nedir?

give way kelimesinin Türkçe çevirileri: çökmek, kırılmak, yol vermek, boyun eğmek, razı olmak, yerini bırakmak.

give way nasıl okunur?

/ˌɡɪv ˈweɪ/ diye okunur.

give way cümle içinde nasıl kullanılır?

The old chair gave way. His knees gave way as he stood up.

give way kelimesini okurken öğren

LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.

Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUp

EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語

Diğer kelimeler