give
İngilizce “give” kelimesinin Türkçe anlamı
ABD /ɡɪv/
give Türkçede: vermek, yapmak, sunmak, hediye etmek, bağışlamak, esneklik
fiil
vermek
Bir şeyi başkasının almasını sağlamak; çoğu zaman eline teslim etmek.
Basit İngilizce açıklama: To let someone have something, often by putting it in their hands.
- Give me the pen, please.
- She gave him her spare ticket.
- Can you give this letter to your mother?
yapmak, vermek, sunmak
Dinleyiciler önünde önceden planlanmış bir konuşma yapmak.
Basit İngilizce açıklama: To speak to an audience in a planned talk or speech.
- She will give a short talk.
- He gave a speech at the wedding.
- Have you ever given a presentation to a large audience?
hediye etmek, bağışlamak
Karşılığında para istemeden bir şeyi hediye veya bağış olarak vermek.
Basit İngilizce açıklama: To let someone have something as a present, without asking for payment.
- I gave her some flowers.
- They give money to charity every month.
- What will you give him for his birthday?
isim
esneklik
Bir malzeme veya nesnenin bastırılınca ya da çekilince bükülebilmesi veya esneyebilmesi.
Basit İngilizce açıklama: The ability of a material or object to bend or stretch when pressed or pulled.
- This fabric has some give.
- The seat had enough give to feel comfortable.
- There isn't much give in this stiff leather.
give kelimesini okurken öğren
LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.
Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUpgive ile kurulan ifadeler
- give up: bırakmak, vazgeçmek, ümidini kesmek
- give birth: doğurmak, doğum yapmak
- give way: çökmek, kırılmak
- give in: boyun eğmek, teslim olmak
- give away: bedava vermek, bağışlamak
- give out: dağıtmak
- give back: geri vermek, iade etmek
- give rise to: yol açmak, neden olmak
EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語