LookItUp

divide

İngilizce “divide” kelimesinin Türkçe anlamı, çevirisi ve okunuşu

Okunuşu: ABD /dɪˈvaɪd/

Diğer biçimleri: divides, dividing, divided

divide Türkçede: bölmek, ayırmak, paylaştırmak, bölünmek, ayrılmak, ayrılığa düşürmek

fiil

PARÇALARA AYIRMAKA2

bölmek, ayırmak, paylaştırmak

Bir şeyi iki veya daha fazla parçaya ayırmak ya da insanlar arasında paylaştırmak.

Basit İngilizce açıklama: To separate something into two or more parts, or share it between people.

  • Divide the apple in half.
  • We divided the class into groups.
  • They divided the work equally between them.

Nasıl kullanılır: divide something into something (Divide the cake into six pieces.); divide something between/among people (We divided the money among four friends.)

Eş anlamlılar: split, separate, share out

Zıt anlamlılar: combine, unite

Sık kullanılan kalıplar: divide something up, divide into groups, divide something equally

BÖLME İŞLEMİA2

bölmek

Bir sayının başka bir sayının içinde kaç kez bulunduğunu hesaplamak.

Basit İngilizce açıklama: To calculate how many times one number fits into another.

  • Divide ten by two.
  • We divided twenty by five and got four.
  • Does three divide into twelve exactly?

Nasıl kullanılır: divide A by B (Divide twelve by three to get four.); A divides into B (Two divides into ten five times.)

Zıt anlamlılar: multiply

Sık kullanılan kalıplar: divide by two, divide into six, divide a number

PARÇALARA AYRILMAKB1

bölünmek, ayrılmak

İki veya daha fazla ayrı parçaya ya da kola ayrılmak.

Basit İngilizce açıklama: To become two or more separate parts.

  • The road divides here.
  • The river divided into three narrow streams.
  • These cells divide very quickly.

Nasıl kullanılır: divide into something (The stream divides into two branches.)

Eş anlamlılar: split, branch, separate

Zıt anlamlılar: merge, join

Sık kullanılan kalıplar: divide into two, cells divide, roads divide

AYRILIĞA DÜŞÜRMEKB2

bölmek, ayrılığa düşürmek

İnsanların anlaşmazlığa düşmesine veya karşıt gruplar oluşturmasına neden olmak.

Basit İngilizce açıklama: To cause people to disagree or form opposing groups.

  • The issue divides the town.
  • The new policy divided public opinion.
  • Money has divided this family for years.

Eş anlamlılar: split, polarize

Zıt anlamlılar: unite

Sık kullanılan kalıplar: divide a community, divide public opinion, divide the nation

ÖLÇEK İŞARETLEMEKC2

derecelendirmek, taksimatlandırmak

Bir ölçüm aracına düzenli birimleri veya aralıkları gösteren çizgiler koymak.

Basit İngilizce açıklama: To mark a measuring tool with lines showing regular units or steps.

  • Divide the scale into equal intervals.
  • The craftsman divided the instrument with fine marks.
  • They used a machine to divide the sextant accurately.

Nasıl kullanılır: divide something into units (The maker divided the scale into degrees.)

Eş anlamlılar: graduate, calibrate

Sık kullanılan kalıplar: divide a scale, divide a sextant, divide into degrees

isim

TOPLUMSAL UÇURUMB2

uçurum, ayrılık

İnsanlar veya gruplar arasında özellikle inanç, zenginlik ya da fırsatlar bakımından görülen ayrılık veya büyük fark.

Basit İngilizce açıklama: A difference or separation between people or groups, especially in beliefs, wealth, or opportunities.

  • The social divide is growing.
  • Education can help bridge the divide between rich and poor.
  • They worked together despite their political divides.

Nasıl kullanılır: a divide between A and B (There is a divide between younger and older voters.)

Eş anlamlılar: gap, gulf, division

Sık kullanılan kalıplar: digital divide, social divide, bridge the divide

AYIRAN SINIRC1

sınır, su bölümü çizgisi

İki alanı veya şeyi birbirinden ayıran çizgi, yüksek arazi sırtı ya da benzeri bir sınır.

Basit İngilizce açıklama: Something that separates two areas or things, such as a line or ridge of high land.

  • We crossed the mountain divide.
  • The fence marks the divide between the fields.
  • Rivers on opposite sides of the divide flow toward different seas.

Nasıl kullanılır: a divide between A and B (The ridge forms a divide between the two valleys.)

Eş anlamlılar: boundary, barrier, watershed

Sık kullanılan kalıplar: cross the divide, mountain divide, continental divide

BÖLME EYLEMİC2

bölme, paylaştırma

Bir şeyi parçalara ayırma veya paylar halinde dağıtma işi.

Basit İngilizce açıklama: The act of separating something into parts or shares.

  • The divide gave each family some land.
  • They agreed on an equal divide of the property.
  • After the divide, each brother owned a separate field.

Eş anlamlılar: division, partition, splitting

Zıt anlamlılar: union

Sık kullanılan kalıplar: divide of property, equal divide, divide of land

divide hakkında sık sorulanlar

divide ne demek?

“divide” Türkçede “bölmek” demektir. Bir şeyi iki veya daha fazla parçaya ayırmak ya da insanlar arasında paylaştırmak.

divide Türkçesi nedir?

divide kelimesinin Türkçe çevirileri: bölmek, ayırmak, paylaştırmak, bölünmek, ayrılmak, ayrılığa düşürmek.

divide nasıl okunur?

/dɪˈvaɪd/ diye okunur.

divide cümle içinde nasıl kullanılır?

Divide the apple in half. We divided the class into groups.

divide kelimesini okurken öğren

LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.

Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUp

divide ile kurulan ifadeler

EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語

Diğer kelimeler