crunch
İngilizce “crunch” kelimesinin Türkçe anlamı, çevirisi ve okunuşu
Okunuşu: ABD /krʌntʃ/
Diğer biçimleri: crunching
crunch Türkçede: kıtır kıtır çiğnemek, ezmek, çatırdamak, kıtırdamak, hesaplamak, işlemek
fiil
kıtır kıtır çiğnemek, ezmek
Sert bir şeyi, özellikle yiyeceği, bastırarak veya ısırarak çatırdama sesiyle parçalamak.
Basit İngilizce açıklama: To break something hard, especially food, by pressing or biting it with a loud cracking sound.
- She crunched a biscuit.
- He sat crunching on an apple.
- The machine crunched the empty cans into small pieces.
çatırdamak, kıtırdamak
Sert bir şey bastırıldığında veya kırıldığında yüksek bir çatırdama sesi çıkarmak.
Basit İngilizce açıklama: To make a loud cracking sound when something hard is pressed or broken.
- The gravel crunched underfoot.
- Our boots crunched through the frozen snow.
- Broken glass crunched beneath the car's wheels.
hesaplamak, işlemek
Çok sayıda hesaplama yapmak veya büyük miktarda bilgiyi işlemek.
Basit İngilizce açıklama: To do many calculations with numbers or process a large amount of information.
- Let me crunch the numbers.
- The software crunched millions of records overnight.
- We need to crunch these figures before setting the budget.
çatırdayarak ezilmek, kırılmak
Baskı altında yüksek bir çatırdama sesi çıkararak kırılmak veya ezilmek.
Basit İngilizce açıklama: To break under pressure with a loud cracking sound.
- The shell crunched under his boot.
- Dry leaves crunched beneath the heavy wheels.
- The thin plastic crunched as she squeezed it.
isim
çatırtı, kıtırdama
Sert bir şey ezildiğinde, ısırıldığında veya kırıldığında çıkan yüksek ses.
Basit İngilizce açıklama: The loud cracking sound made when something hard is pressed, bitten, or broken.
- I heard a loud crunch.
- The biscuit broke with a satisfying crunch.
- We heard the crunch of footsteps on frozen snow.
darboğaz, sıkışıklık
Zaman, para veya başka önemli kaynakların yetersiz kaldığı zor dönem.
Basit İngilizce açıklama: A difficult period when there is not enough time, money, or another important resource.
- The company faces a cash crunch.
- It's crunch time, and everyone is working late.
- A funding crunch forced the hospital to postpone repairs.
crunch hakkında sık sorulanlar
crunch ne demek?
“crunch” Türkçede “kıtır kıtır çiğnemek” demektir. Sert bir şeyi, özellikle yiyeceği, bastırarak veya ısırarak çatırdama sesiyle parçalamak.
crunch Türkçesi nedir?
crunch kelimesinin Türkçe çevirileri: kıtır kıtır çiğnemek, ezmek, çatırdamak, kıtırdamak, hesaplamak, işlemek.
crunch nasıl okunur?
/krʌntʃ/ diye okunur.
crunch cümle içinde nasıl kullanılır?
She crunched a biscuit. He sat crunching on an apple.
crunch kelimesini okurken öğren
LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.
Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUpcrunch ile kurulan ifadeler
- crunch time
EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語