broken
İngilizce “broken” kelimesinin Türkçe anlamı
ABD /ˈbroʊkən/ · İngiltere /ˈbrəʊkən/
broken Türkçede: kırık, bozuk, kırılmış, parçalanmış, aşırı güçlü, dengesiz
sıfat
kırık, bozuk
Hasar gördüğü veya yaralandığı için düzgün çalışmayan ya da bütünlüğünü kaybetmiş olan.
Basit İngilizce açıklama: Damaged or injured, so it no longer works properly or is no longer whole.
- The chair is broken.
- She fell and ended up with a broken arm.
- Can you fix this broken phone?
kırılmış, parçalanmış
Hasar gördükten sonra parçalara ayrılmış olan.
Basit İngilizce açıklama: Separated into pieces after being damaged.
- Broken glass covered the floor.
- She gathered the broken pieces of the bowl.
- We replaced several broken tiles in the kitchen.
aşırı güçlü, dengesiz
Bir oyunda, diğer oyuncuların adil biçimde rekabet edemeyeceği kadar güçlü olan.
Basit İngilizce açıklama: So powerful in a game that other players cannot compete fairly against it.
- That weapon is broken.
- The new character feels broken because nobody can defeat her.
- Players want the broken ability weakened in the next update.
yırtılmış, açılmış
Özellikle deri için, yarılarak veya yırtılarak açılmış olan.
Basit İngilizce açıklama: Split or torn open, especially when talking about skin.
- Do not put this cream on broken skin.
- Wash the broken skin gently with clean water.
- Bacteria can enter through areas of broken skin.
broken kelimesini okurken öğren
LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.
Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUpbroken ile kurulan ifadeler
- broken heart: kırık kalp
- broken record: bozuk plak gibi, kırık plak gibi
- broken down: bozuk, arızalı
- broken bird
- broken man
- broken in
- broken home
- broken reed
EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語