LookItUp

zest

İngilizce “zest” kelimesinin Türkçe anlamı, çevirisi ve okunuşu

Okunuşu: ABD /zɛst/ · İngiltere /zest/

zest Türkçede: rendelenmiş narenciye kabuğu, limon kabuğu, yaşama sevinci, coşku, heves, keskin tat

isim

NARENCİYE KABUĞUB2

rendelenmiş narenciye kabuğu, limon kabuğu

Limon, portakal gibi meyvelerin lezzet vermek için kullanılan, çoğunlukla rendelenmiş ince renkli dış kabuğu.

Basit İngilizce açıklama: The thin coloured outer skin of a lemon, orange, or similar fruit, used to add flavour.

  • Add some lemon zest.
  • She mixed orange zest into the cake batter.
  • The recipe calls for the zest of two limes.

Eş anlamlılar: peel, rind

Sık kullanılan kalıplar: lemon zest, grated zest, orange zest

YAŞAMA COŞKUSUC1

yaşama sevinci, coşku, heves

Bir şeyler yaparken ve hayatın tadını çıkarırken duyulan güçlü istek, enerji ve heyecan.

Basit İngilizce açıklama: Strong energy and excitement about doing things and enjoying life.

  • She works with real zest.
  • His zest for life inspired his friends.
  • The children approached every new activity with zest.

Nasıl kullanılır: zest for something (Travelling gave her a new zest for life.)

Eş anlamlılar: enthusiasm, gusto, relish

Zıt anlamlılar: apathy

Sık kullanılan kalıplar: zest for life, with great zest, renewed zest

CANLI LEZZETC1

keskin tat, lezzet

Yemeği daha keyifli kılan keskin, ferah veya dikkat çekici tat.

Basit İngilizce açıklama: A strong, fresh, or exciting taste that makes food more enjoyable.

  • The sauce needs more zest.
  • A little chilli adds zest to this soup.
  • Fresh ginger gave the dish a welcome zest.

Nasıl kullanılır: add zest to something (Fresh herbs add zest to the sauce.)

Eş anlamlılar: zing, piquancy

Zıt anlamlılar: blandness

Sık kullanılan kalıplar: add zest, extra zest, zest to something

MÜZİKTE CANLILIKC1

coşku, canlılık

Müzik çalarken veya şarkı söylerken gösterilen canlılık ve coşku.

Basit İngilizce açıklama: Lively energy in the way music is played or sung.

  • The band played with zest.
  • Her singing brought zest to the final chorus.
  • The performance lacked the zest of their earlier concerts.

Eş anlamlılar: energy, vigour, liveliness

Zıt anlamlılar: listlessness

Sık kullanılan kalıplar: play with zest, sing with zest, musical zest

fiil

KABUK RENDELEMEC1

kabuğunu rendelemek

Limon, portakal gibi meyvelerin ince renkli dış kabuğunu kazıyarak veya rendeleyerek almak.

Basit İngilizce açıklama: To scrape or grate the thin coloured outer skin from a lemon, orange, or similar fruit.

  • Zest the lemon first.
  • She zested two oranges for the cake.
  • Have you zested the lime before squeezing it?

Sık kullanılan kalıplar: zest a lemon, zest an orange, zest the lime

zest hakkında sık sorulanlar

zest ne demek?

“zest” Türkçede “rendelenmiş narenciye kabuğu” demektir. Limon, portakal gibi meyvelerin lezzet vermek için kullanılan, çoğunlukla rendelenmiş ince renkli dış kabuğu.

zest Türkçesi nedir?

zest kelimesinin Türkçe çevirileri: rendelenmiş narenciye kabuğu, limon kabuğu, yaşama sevinci, coşku, heves, keskin tat.

zest nasıl okunur?

Amerikan İngilizcesinde /zɛst/, İngiliz İngilizcesinde /zest/ diye okunur.

zest cümle içinde nasıl kullanılır?

Add some lemon zest. She mixed orange zest into the cake batter.

zest kelimesini okurken öğren

LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.

Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUp

EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語

Diğer kelimeler