LookItUp

take in

İngilizce “take in” kelimesinin Türkçe anlamı, çevirisi ve okunuşu

Okunuşu: ABD /ˌteɪk ˈɪn/

take in Türkçede: kavramak, özümsemek, evine almak, barındırmak, gelir elde etmek, kazanmak

fiil

KAVRAMAB1

kavramak, özümsemek

Özellikle yeni veya şaşırtıcı bilgileri anlayıp akılda tutmak.

Basit İngilizce açıklama: To understand and remember information, especially when it is new or surprising.

  • That is a lot of news to take in.
  • I was tired and took in very little of the lesson.
  • Have you taken in what he said?

Nasıl kullanılır: take something in (She explained it slowly so I could take it in.)

Eş anlamlılar: understand, absorb, grasp

Sık kullanılan kalıplar: take in information, take in news

EVİNDE BARINDIRMAB1

evine almak, barındırmak

Genellikle yardıma ihtiyacı olan bir kişiyi veya hayvanı evinde yaşaması için kabul etmek.

Basit İngilizce açıklama: To let a person or animal live in your home, often because they need help.

  • They take in stray dogs.
  • My aunt took me in when I lost my flat.
  • Could you take in a family for a week?

Nasıl kullanılır: take someone/something in (We took the abandoned kitten in.)

Eş anlamlılar: shelter, house

Zıt anlamlılar: evict

Sık kullanılan kalıplar: take in someone, take in refugees, take in strays

GELİR ELDE ETMEB2

gelir elde etmek, kazanmak

Satıştan, işten veya başka kaynaklardan para kazanmak.

Basit İngilizce açıklama: To receive money from sales, work, or other sources.

  • The shop takes in plenty of money.
  • We took in two hundred pounds from ticket sales.
  • How much did the restaurant take in yesterday?

Nasıl kullanılır: take something in (The shop took more money in this weekend.)

Eş anlamlılar: receive, bring in

Sık kullanılan kalıplar: take in money, take in revenue

TADINI ÇIKARMAB2

seyretmek, tadını çıkarmak

Bir şeyi seyrederek veya yaşayarak onun tadını çıkarmak.

Basit İngilizce açıklama: To spend time looking at or experiencing something and enjoying it.

  • We stopped to take in the view.
  • She took in the peaceful atmosphere of the garden.
  • Let us take in the sights before lunch.

Eş anlamlılar: enjoy, appreciate

Sık kullanılan kalıplar: take in scenery, take in sights, take in something

GİYSİ DARALTMAB2

daraltmak, kısaltmak

Giysileri dikerek daha dar veya kısa hale getirmek.

Basit İngilizce açıklama: To make clothes smaller or shorter by sewing them.

  • Please take in this skirt.
  • The tailor took my trousers in a little.
  • This dress needs taking in around the waist.

Nasıl kullanılır: take something in (Can you take this jacket in at the waist?)

Eş anlamlılar: alter

Zıt anlamlılar: let out

Sık kullanılan kalıplar: take in trousers, take in something

EVDE ÜCRETLİ İŞC2

evde ücretle çamaşır yıkamak, evde ücretle dikiş dikmek

Para karşılığında evde yıkamak veya onarmak üzere giysi ya da başka eşyalar kabul etmek.

Basit İngilizce açıklama: To accept clothes or other goods to wash or repair at home for money.

  • She used to take in washing.
  • His grandmother took in sewing to earn extra money.
  • They took in laundry from several neighbours.

Sık kullanılan kalıplar: take in washing, take in laundry, take in repairs

take in hakkında sık sorulanlar

take in ne demek?

“take in” Türkçede “kavramak” demektir. Özellikle yeni veya şaşırtıcı bilgileri anlayıp akılda tutmak.

take in Türkçesi nedir?

take in kelimesinin Türkçe çevirileri: kavramak, özümsemek, evine almak, barındırmak, gelir elde etmek, kazanmak.

take in nasıl okunur?

/ˌteɪk ˈɪn/ diye okunur.

take in cümle içinde nasıl kullanılır?

That is a lot of news to take in. I was tired and took in very little of the lesson.

take in kelimesini okurken öğren

LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.

Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUp

EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語

Diğer kelimeler