steep
İngilizce “steep” kelimesinin Türkçe anlamı, çevirisi ve okunuşu
Okunuşu: ABD /stiːp/
Diğer biçimleri: steeped
steep Türkçede: dik, pahalı, yüksek, çok eğimli, dolu olmak, içine işlemiş olmak
sıfat
dik
Büyük bir açıyla yükselen veya alçalan, yürümeyi ya da tırmanmayı zorlaştıran.
Basit İngilizce açıklama: Rising or falling at a large angle, making climbing or walking difficult.
- The hill is steep.
- We climbed a steep path to the village.
- Be careful on those steep stairs.
pahalı, yüksek
Beklediğinizden veya ödemek istediğinizden çok daha pahalı olan.
Basit İngilizce açıklama: Costing much more money than you expect or want to pay.
- That price seems steep.
- They charge a steep fee for delivery.
- The rent was too steep for us.
çok eğimli
Dik duruşundan büyük ölçüde eğilmiş; özellikle direkler veya taşıt camları için kullanılır.
Basit İngilizce açıklama: Tilted a long way from an upright position, especially a mast or vehicle window.
- The car has a steep windshield angle.
- A steep rake gives the mast a dramatic appearance.
- The designer chose a steep rake for the front window.
fiil
dolu olmak, içine işlemiş olmak
Belirli bir özelliği çok yoğun biçimde taşımak; o özellik içine işlemiş olmak.
Basit İngilizce açıklama: To have a great deal of a particular quality, usually expressed as being filled with it.
- The village is steeped in tradition.
- Their love story was steeped in mystery.
- Every room seemed steeped in sadness.
demlemek
Çay yapraklarını veya benzer malzemeleri suda bekleterek içecek hazırlamak.
Basit İngilizce açıklama: To make a drink by leaving tea leaves or similar ingredients in water.
- Steep the tea for two minutes.
- She steeped fresh mint to make a warm drink.
- Do you steep green tea in boiling water?
ıslatmak, suda bekletmek
Yumuşaması veya tadını sıvıya vermesi için bir şeyi bir süre sıvıda bırakmak.
Basit İngilizce açıklama: To leave something in liquid for a while so it softens or releases its flavour.
- Steep the dried fruit overnight.
- She steeped the herbs in hot water.
- How long should I steep these leaves?
aşılamak, iyice içine sokmak
Bir kişiye veya şeye bir özelliği iyice aşılamak ya da onu bir konuya veya geleneğe derinden dahil etmek.
Basit İngilizce açıklama: To fill someone or something with a quality, or involve them deeply in a subject or tradition.
- The town is steeped in history.
- Her education steeped her in ancient philosophy.
- He steeped himself in the local culture.
suda beklemek, demlenmek
Bir süre sıvının içinde kalarak yumuşamak veya sıvıya tat vermek.
Basit İngilizce açıklama: To stay in liquid for a while, becoming softer or giving it flavour.
- Let the leaves steep.
- The herbs steeped in warm water overnight.
- The tea is steeping while I prepare the cups.
steep hakkında sık sorulanlar
steep ne demek?
“steep” Türkçede “dik” demektir. Büyük bir açıyla yükselen veya alçalan, yürümeyi ya da tırmanmayı zorlaştıran.
steep Türkçesi nedir?
steep kelimesinin Türkçe çevirileri: dik, pahalı, yüksek, çok eğimli, dolu olmak, içine işlemiş olmak.
steep nasıl okunur?
/stiːp/ diye okunur.
steep cümle içinde nasıl kullanılır?
The hill is steep. We climbed a steep path to the village.
steep kelimesini okurken öğren
LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.
Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUpEnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語