roast
İngilizce “roast” kelimesinin Türkçe anlamı, çevirisi ve okunuşu
Okunuşu: ABD /roʊst/ · İngiltere /rəʊst/
Diğer biçimleri: roasting
roast Türkçede: fırında pişirmek, kızartmak, azarlamak, yerden yere vurmak, kavurmak, közde pişirmek
fiil
fırında pişirmek, kızartmak
Yiyeceği fırında veya ateş üzerinde, genellikle sıvı eklemeden ve üstünü kapatmadan pişirmek.
Basit İngilizce açıklama: To cook food in an oven or over a fire, usually without liquid or a cover.
- Roast the potatoes for an hour.
- She roasted a chicken for dinner.
- You can roast these vegetables together in one tray.
azarlamak, yerden yere vurmak
Birini, çoğu zaman başkalarının önünde, çok sert biçimde eleştirmek veya azarlamak.
Basit İngilizce açıklama: To criticize someone very harshly, often in front of other people.
- The boss roasted me.
- She roasted him for losing the keys again.
- The coach roasted the players after their poor performance.
kavurmak
Bir şeyi, genellikle lezzetini artırmak veya kullanıma hazırlamak için ısıtıp kurutmak.
Basit İngilizce açıklama: To heat and dry something, often to develop its flavor or prepare it for use.
- They roast their own coffee beans.
- She roasted the nuts until they smelled sweet.
- These beans were roasted yesterday.
közde pişirmek
Yiyeceği sıcak külün, közün veya başka sıcak maddelerin içine koyarak pişirmek.
Basit İngilizce açıklama: To cook food by putting it among hot ashes, glowing pieces of wood, or other heated material.
- We roasted potatoes in the ashes.
- They roast the roots in hot sand.
- The campers roasted their food among the glowing embers.
isim
rosto
Fırında pişirilmiş veya pişirilmeye hazır büyük bir et parçası.
Basit İngilizce açıklama: A large piece of meat that is cooked, or ready to be cooked, in an oven.
- The roast is ready.
- She bought a pork roast from the butcher.
- He carved the roast into thick slices.
rosto yemeği
Genellikle et, patates ve sebzelerden oluşan, fırında pişirilmiş yemek.
Basit İngilizce açıklama: A meal of food cooked in an oven, usually meat with potatoes and vegetables.
- We had a roast for lunch.
- My mother makes a Sunday roast every week.
- Would you like gravy with your roast?
kavurma derecesi
Özellikle kahve çekirdeklerinin hazırlanırken ne kadar kavrulduğunu gösteren derece.
Basit İngilizce açıklama: The amount of heating used to prepare something, especially coffee beans.
- I prefer a dark roast.
- This light roast has a fruity flavor.
- These beans have a darker roast than our usual coffee.
mangal partisi
İnsanların ateş üzerinde yemek pişirip birlikte yediği buluşma.
Basit İngilizce açıklama: A social gathering where people cook food over a fire and eat it together.
- We held a corn roast.
- Friends gathered around the fire for a wiener roast.
- The club’s annual roast takes place by the lake.
roast hakkında sık sorulanlar
roast ne demek?
“roast” Türkçede “fırında pişirmek” demektir. Yiyeceği fırında veya ateş üzerinde, genellikle sıvı eklemeden ve üstünü kapatmadan pişirmek.
roast Türkçesi nedir?
roast kelimesinin Türkçe çevirileri: fırında pişirmek, kızartmak, azarlamak, yerden yere vurmak, kavurmak, közde pişirmek.
roast nasıl okunur?
Amerikan İngilizcesinde /roʊst/, İngiliz İngilizcesinde /rəʊst/ diye okunur.
roast cümle içinde nasıl kullanılır?
Roast the potatoes for an hour. She roasted a chicken for dinner.
roast kelimesini okurken öğren
LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.
Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUproast ile kurulan ifadeler
- roast beef: rozbif
- roast up
EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語