LookItUp

parallel

İngilizce “parallel” kelimesinin Türkçe anlamı, çevirisi ve okunuşu

Okunuşu: ABD /ˈpærəlel/

Diğer biçimleri: parallels

parallel Türkçede: paralel, koşut, benzerlik, paralellik, karşılaştırma, kıyas

sıfat

EŞİT UZAKLIKB1

paralel, koşut

İki çizginin her noktada birbirine aynı uzaklıkta olup hiç kesişmemesi.

Basit İngilizce açıklama: Two lines stay the same distance apart along their whole length and never meet.

  • The two lines are parallel.
  • Opposite sides of a rectangle are parallel.
  • Is this edge parallel to that one?

Nasıl kullanılır: parallel to something (Draw a line parallel to the bottom edge.)

Zıt anlamlılar: intersecting

Sık kullanılan kalıplar: parallel lines, parallel sides, two parallel tracks

AYNI YÖNB2

paralel, koşut

Genellikle yan yana, aynı genel yönde uzanan veya ilerleyen.

Basit İngilizce açıklama: Going in the same general direction, usually side by side.

  • We followed parallel paths through the forest.
  • The road is parallel to the river.
  • Two roughly parallel routes lead to the village.

Nasıl kullanılır: parallel to something (The railway is roughly parallel to the coast.)

Sık kullanılan kalıplar: parallel roads, parallel routes, parallel to something

EŞZAMANLI İŞLEMC1

paralel

Bilgisayarda birden fazla işi aynı anda gerçekleştiren.

Basit İngilizce açıklama: Using a computer to carry out several tasks at the same time.

  • Parallel processing saves time.
  • The program uses a parallel algorithm.
  • Multiple cores make parallel execution possible.

Eş anlamlılar: concurrent

Zıt anlamlılar: sequential, serial

Sık kullanılan kalıplar: parallel processing, parallel computing, a parallel algorithm

isim

BENZERLİKB2

benzerlik, paralellik

İki kişinin, şeyin veya durumun birbirine benzediği bir yön.

Basit İngilizce açıklama: A way in which two people, things, or situations are similar.

  • I see a parallel between their lives.
  • There are striking parallels with earlier events.
  • Can you find any parallels in these stories?

Nasıl kullanılır: a parallel between A and B (There is a parallel between their childhoods.); a parallel with something (Her story has a clear parallel with mine.)

Eş anlamlılar: similarity, resemblance

Zıt anlamlılar: difference

Sık kullanılan kalıplar: a striking parallel, a close parallel, find a parallel

KARŞILAŞTIRMAC1

karşılaştırma, kıyas

İki kişinin veya şeyin benzer yönlerini gösteren karşılaştırma.

Basit İngilizce açıklama: A comparison that shows how two people or things are alike.

  • He drew a parallel between the two wars.
  • Her essay develops a parallel between two poets.
  • The critic’s parallel highlights their shared themes.

Nasıl kullanılır: draw a parallel between A and B (The writer draws a parallel between the two leaders.)

Eş anlamlılar: comparison, analogy

Sık kullanılan kalıplar: draw a parallel, a historical parallel, an extended parallel

ENLEM ÇİZGİSİC1

paralel, enlem çizgisi

Ekvatorun aynı ölçüde kuzeyinde veya güneyinde bulunan yerleri birleştiren, Dünya çevresindeki hayali çizgi.

Basit İngilizce açıklama: An imaginary line around the Earth connecting places equally far north or south of the equator.

  • The border follows the 49th parallel.
  • Mark these parallels on the map.
  • The town lies just north of the 30th parallel.

Eş anlamlılar: line of latitude

Sık kullanılan kalıplar: the northern parallel, the 38th parallel, parallel of latitude

zarf

PARALEL OLARAKB2

paralel olarak, koşut olarak

Başka bir şeyin yanında, ona aynı uzaklıkta kalarak veya onunla aynı yönde.

Basit İngilizce açıklama: Alongside something else, keeping the same distance from it or following the same direction.

  • The tracks run parallel.
  • The stream flows parallel to the road.
  • We walked parallel to the fence.

Nasıl kullanılır: run parallel to something (The road runs parallel to the canal.)

Sık kullanılan kalıplar: run parallel, flow parallel, parallel to something

fiil

BENZEMEKC1

benzemek, paralellik göstermek

Başka bir şeye önemli yönlerden benzemek.

Basit İngilizce açıklama: To be similar to something else in important ways.

  • Her experience parallels mine.
  • The novel’s events paralleled his own life.
  • These findings closely parallel those of earlier studies.

Eş anlamlılar: resemble, mirror, correspond to

Sık kullanılan kalıplar: parallel someone’s experience, closely parallel something, parallel historical events

parallel hakkında sık sorulanlar

parallel ne demek?

“parallel” Türkçede “paralel” demektir. İki çizginin her noktada birbirine aynı uzaklıkta olup hiç kesişmemesi.

parallel Türkçesi nedir?

parallel kelimesinin Türkçe çevirileri: paralel, koşut, benzerlik, paralellik, karşılaştırma, kıyas.

parallel nasıl okunur?

/ˈpærəlel/ diye okunur.

parallel cümle içinde nasıl kullanılır?

The two lines are parallel. Opposite sides of a rectangle are parallel.

parallel kelimesini okurken öğren

LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.

Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUp

parallel ile kurulan ifadeler

EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語

Diğer kelimeler