pain
İngilizce “pain” kelimesinin Türkçe anlamı
ABD /peɪn/
pain Türkçede: ağrı, acı, baş belası, dert, üzüntü, üzmek
isim
ağrı, acı
Yaralanma veya hastalık nedeniyle vücutta hissedilen rahatsız edici acı.
Basit İngilizce açıklama: An unpleasant feeling in your body when you are injured or ill.
- My leg is in pain.
- She felt a sharp pain in her chest.
- These tablets help reduce pain.
baş belası, dert
İnsanı rahatsız eden veya hayatını zorlaştıran kişi ya da şey.
Basit İngilizce açıklama: Someone or something that annoys you or makes life difficult.
- This lock is a pain.
- Finding somewhere to park was a real pain.
- Stop being such a pain!
acı, üzüntü
Kayıp, hayal kırıklığı veya zor yaşantıların yol açtığı derin üzüntü ve sıkıntı.
Basit İngilizce açıklama: Deep sadness or distress caused by loss, disappointment, or other difficult experiences.
- His words caused her pain.
- She understood the pain of losing a friend.
- Time has eased some of their pain.
fiil
üzmek, acı vermek
Birinin üzüntü veya sıkıntı hissetmesine yol açmak.
Basit İngilizce açıklama: To make someone feel sad or upset.
- Her cold reply pained him.
- It pains me to say goodbye.
- Knowing that I had disappointed her pained me deeply.
acı vermek, ağrıtmak
Birinin vücudunda ağrı veya acı oluşmasına yol açmak.
Basit İngilizce açıklama: To cause an unpleasant feeling in someone’s body.
- His old wound pained him.
- The injured knee pained her when she walked.
- Every movement pained his aching back.
ağrımak, acımak
Vücudun bir yerinde ağrı veya acı hissedilmek.
Basit İngilizce açıklama: To feel an unpleasant sensation in your body.
- My head pains badly.
- His injured leg pained all night.
- The wound began to pain again.
pain kelimesini okurken öğren
LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.
Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUppain ile kurulan ifadeler
- pain in the ass
- pain in the neck
- pain in the butt
EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語