LookItUp

nab

İngilizce “nab” kelimesinin Türkçe anlamı, çevirisi ve okunuşu

Okunuşu: ABD /næb/

nab Türkçede: kapmak, ele geçirmek, yakalamak, tutuklamak, kopyalamak, çalmak

fiil

ÇABUCAK KAPMAB2

kapmak, ele geçirmek

Bir şeyi, çoğunlukla başkasından önce davranarak hızla almak veya elde etmek.

Basit İngilizce açıklama: To quickly take or get something, often before someone else can.

  • I nabbed the last seat.
  • She managed to nab a cheap ticket.
  • Can you nab some sandwiches before they disappear?

Eş anlamlılar: grab, snatch, get

Sık kullanılan kalıplar: nab a seat, nab something quickly, nab the last ticket

ŞÜPHELİ YAKALAMAC1

yakalamak, tutuklamak

Suç işlediği düşünülen birini yakalayıp gözaltına almak.

Basit İngilizce açıklama: To catch and arrest someone who is believed to have committed a crime.

  • Police nabbed the thief.
  • Officers nabbed two suspects outside the bank.
  • They finally nabbed him after a long chase.

Nasıl kullanılır: nab someone for something (Police nabbed him for stealing cars.)

Eş anlamlılar: catch, arrest, capture

Zıt anlamlılar: release

Sık kullanılan kalıplar: nab a thief, nab a suspect, nab someone for something

PAYLAŞIM KOPYALAMAC2

kopyalamak, çalmak

Başkasının internetteki paylaşımını kopyalamak; çoğu zaman kendisininmiş gibi sunmak.

Basit İngilizce açıklama: To copy another person's online post, often presenting it as your own.

  • Don't nab other people's posts.
  • Someone nabbed my post without giving me credit.
  • She accused him of nabbing content from her page.

Nasıl kullanılır: nab something from someone (He nabbed that post from another user.)

Eş anlamlılar: copy, steal, plagiarize

Sık kullanılan kalıplar: nab someone's post, nab online content

isim

TEPE NOKTASIC2

tepe, zirve

Bir tepenin en yüksek noktası.

Basit İngilizce açıklama: The highest point of a hill.

  • We climbed to the nab.
  • The rocky nab offered a view of the valley.
  • Clouds covered the nab before we reached it.

Eş anlamlılar: summit, hilltop, peak

Sık kullanılan kalıplar: hill's nab, rocky nab

SİLAH HOROZUC2

horoz

Eski bir ateşli silahta, ateşlemeyi başlatmaya yarayan hareketli mekanizma parçası.

Basit İngilizce açıklama: The moving part of an old gun's firing mechanism that helps start the shot.

  • He raised the pistol's nab.
  • The nab held a small piece of flint.
  • A damaged nab prevented the musket from firing.

Eş anlamlılar: cock, hammer

Sık kullanılan kalıplar: gun's nab, raise the nab

KİLİT KARŞILIĞIC2

kilit karşılığı

Kapı kilitlendiğinde kilidin metal sürgüsünün girdiği, kapı kasasındaki parça.

Basit İngilizce açıklama: The part of a door frame that receives the lock's metal bolt when the door is locked.

  • The bolt slid into the nab.
  • The carpenter fitted a new nab to the frame.
  • A loose nab made the old door difficult to lock.

Eş anlamlılar: keeper, strike box

Sık kullanılan kalıplar: lock's nab, fit the nab

nab hakkında sık sorulanlar

nab ne demek?

“nab” Türkçede “kapmak” demektir. Bir şeyi, çoğunlukla başkasından önce davranarak hızla almak veya elde etmek.

nab Türkçesi nedir?

nab kelimesinin Türkçe çevirileri: kapmak, ele geçirmek, yakalamak, tutuklamak, kopyalamak, çalmak.

nab nasıl okunur?

/næb/ diye okunur.

nab cümle içinde nasıl kullanılır?

I nabbed the last seat. She managed to nab a cheap ticket.

nab kelimesini okurken öğren

LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.

Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUp

EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語

Diğer kelimeler