hammer
İngilizce “hammer” kelimesinin Türkçe anlamı, çevirisi ve okunuşu
Okunuşu: ABD /ˈhæmɚ/ · İngiltere /ˈhæmə/
Diğer biçimleri: hammers, hammered, hammering
hammer Türkçede: çekiç, horoz, çekiç darbesi, çekiç kemiği, çekiçle çakmak, çakmak
isim
çekiç
Çivi veya başka nesnelere vurmak için kullanılan, ağır başlı ve saplı alet.
Basit İngilizce açıklama: A tool with a heavy head and a handle, used to hit nails or other objects.
- Pass me the hammer, please.
- She used a hammer to fix the shelf.
- Two hammers lay beside the toolbox.
horoz
Silahın ateş almasını sağlamak için başka bir parçaya vuran hareketli parça.
Basit İngilizce açıklama: A moving part of a gun that hits another part to make the gun fire.
- The gun's hammer was broken.
- He pulled back the hammer of the revolver.
- The hammer struck the firing pin.
çekiç darbesi
Çekiçle yapılan vuruş.
Basit İngilizce açıklama: A hit made with a heavy tool used for driving nails.
- That nail needs a hammer.
- He gave the bent metal a hard hammer.
- One more hammer pushed the nail into place.
çekiç kemiği
Orta kulakta bulunan ve sesin iletilmesine yardımcı olan küçük kemik.
Basit İngilizce açıklama: A small bone in the middle ear that helps carry sound.
- The hammer is a tiny ear bone.
- Vibrations pass from the eardrum to the hammer.
- Damage to the hammer can affect hearing.
fiil
çekiçle çakmak, çakmak
Çiviyi tahtaya veya başka bir yüzeye sokmak için çekiçle vurmak.
Basit İngilizce açıklama: To hit a nail with a heavy tool so it goes into wood or another surface.
- He hammered the nail in.
- We hammered nails into the wooden boards.
- Be careful when hammering near your fingers.
dövmek, sertçe vurmak
Bir şeye aletle, yumrukla veya başka bir şeyle tekrar tekrar sertçe vurmak.
Basit İngilizce açıklama: To hit something hard many times, with a tool, your fist, or something else.
- She hammered on the door.
- Rain hammered against the windows all night.
- The worker hammered the metal flat.
küt küt atmak, vuruntu yapmak
Kalp gibi bir şeyin içeride güçlü ve tekrarlanan vuruşlarla atması veya ses çıkarması.
Basit İngilizce açıklama: To beat or knock strongly inside something, often making repeated sounds.
- His heart hammered with fear.
- The engine's valves were hammering loudly.
- I felt my pulse hammering in my ears.
hammer hakkında sık sorulanlar
hammer ne demek?
“hammer” Türkçede “çekiç” demektir. Çivi veya başka nesnelere vurmak için kullanılan, ağır başlı ve saplı alet.
hammer Türkçesi nedir?
hammer kelimesinin Türkçe çevirileri: çekiç, horoz, çekiç darbesi, çekiç kemiği, çekiçle çakmak, çakmak.
hammer nasıl okunur?
Amerikan İngilizcesinde /ˈhæmɚ/, İngiliz İngilizcesinde /ˈhæmə/ diye okunur.
hammer cümle içinde nasıl kullanılır?
Pass me the hammer, please. She used a hammer to fix the shelf.
hammer kelimesini okurken öğren
LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.
Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUphammer ile kurulan ifadeler
- hammer and sickle: orak-çekiç, orak ve çekiç
- hammer out: uzlaşmaya varmak, müzakere ederek anlaşmak
- hammer thrower
- hammer home
- hammer up
- hammer away
EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語