LookItUp

lock

İngilizce “lock” kelimesinin Türkçe anlamı

ABD /lɑk/ · İngiltere /lɒk/

lock Türkçede: kilit, kanal havuzu, kanal kilidi, saç tutamı, perçem, kilitlemek

isim

GÜVENLİK DÜZENEĞİA2

kilit

Doğru anahtar veya şifre olmadan kapının ya da bir kabın açılmasını engelleyen düzenek.

Basit İngilizce açıklama: A device on a door or container that keeps it closed until the right key or code is used.

  • The door has a strong lock.
  • I turned the key in the lock.
  • Have you changed the locks?

Sık kullanılan kalıplar: door lock, broken lock, lock and key, combination lock

KANAL HAVUZUB2

kanal havuzu, kanal kilidi

Tekneleri farklı su seviyeleri arasında geçirmek için suyu yükseltilip alçaltılan, kapaklı kanal bölümü.

Basit İngilizce açıklama: A part of a canal with gates where water rises or falls to move boats between different levels.

  • The boat entered the lock.
  • Water rose inside the lock chamber.
  • We passed through three locks before reaching the river.

Sık kullanılan kalıplar: canal lock, through the lock

SAÇ TUTAMIB2

saç tutamı, perçem

Bir arada duran küçük bir saç veya yün demeti.

Basit İngilizce açıklama: A small bunch or length of hair or wool.

  • A lock of hair covered her eye.
  • He saved a lock of his mother's hair.
  • Golden locks fell around the child's face.

Nasıl kullanılır: lock of something (She kept a lock of her baby's hair.)

Eş anlamlılar: strand, tress

Sık kullanılan kalıplar: lock of hair, golden lock, dark lock

fiil

KİLİTLEMEA2

kilitlemek

Kapıyı veya başka bir şeyi anahtar ya da şifreyle açılmayacak şekilde kapatmak.

Basit İngilizce açıklama: To secure a door or other object with a key or code so it cannot be opened.

  • Please lock the door.
  • She locked her bicycle to the fence.
  • Did you lock the car?

Nasıl kullanılır: lock something to something (He locked his bicycle to a railing.)

Eş anlamlılar: secure

Zıt anlamlılar: unlock

Sık kullanılan kalıplar: lock the door, lock a car, lock something up

HAREKETSİZ KALMAB2

kilitlenmek, sabitlenmek

Bir konumda sabit kalıp artık hareket edememek.

Basit İngilizce açıklama: To become fixed in one position and stop moving.

  • The wheels locked on the wet road.
  • The mechanism locks when you press this button.
  • Both chair legs locked into position.

Nasıl kullanılır: lock into position (The legs lock into position when you unfold the table.)

Eş anlamlılar: jam, seize

Sık kullanılan kalıplar: wheels lock, lock in place

KİLİTLENEBİLMEB1

kilitlenebilmek

Anahtar, şifre veya benzer bir düzenekle güvenli biçimde kapatılabilmek.

Basit İngilizce açıklama: To be able to be secured with a key, code, or similar device.

  • This drawer locks with a key.
  • Does the bathroom door lock?
  • The new windows lock from inside.

Nasıl kullanılır: lock with something (The cupboard locks with a small key.); lock from inside/outside (The door locks from the inside.)

Sık kullanılan kalıplar: lock with something, lock from inside

lock kelimesini okurken öğren

LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.

Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUp

lock ile kurulan ifadeler

EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語

Diğer kelimeler