LookItUp

iron

İngilizce “iron” kelimesinin Türkçe anlamı

ABD /ˈaɪɚn/ · İngiltere /ˈaɪən/

iron Türkçede: demir, ütü, çelik, silah, tabanca, demirden

isim

DEMİR METALİB1

demir

Alet ve yapı yapımında kullanılan yaygın, sağlam metal; vücudun da az miktarda ihtiyaç duyduğu madde.

Basit İngilizce açıklama: A common strong metal used to make tools and buildings, and needed in small amounts by the body.

  • This gate is made of iron.
  • Iron rusts when exposed to water and air.
  • Beans can provide iron in your diet.

Sık kullanılan kalıplar: cast iron, iron ore, iron in blood, wrought iron

ÜTÜ ALETİA2

ütü

Sıcak ve düz tabanıyla giysilerin kırışıklıklarını gideren alet.

Basit İngilizce açıklama: An appliance with a hot, flat base that makes clothes smooth.

  • The iron is hot.
  • She bought a new steam iron.
  • Have you unplugged the iron?

Sık kullanılan kalıplar: a steam iron, a hot iron, unplug the iron

BÜYÜK DAYANIKLILIKC1

demir, çelik

Çok sert bir metale benzetilerek anlatılan büyük güç veya dayanıklılık.

Basit İngilizce açıklama: Great strength or toughness, described as if it were a very hard metal.

  • She has a will of iron.
  • The rescue worker needed nerves of iron.
  • After that long climb, he seemed made of iron.

Eş anlamlılar: strength, toughness

Zıt anlamlılar: weakness

Sık kullanılan kalıplar: will of iron, nerves of iron, made of iron

ATEŞLİ SİLAHC2

silah, tabanca

Özellikle birinin yanında taşıdığı tabanca veya başka bir ateşli silah.

Basit İngilizce açıklama: A gun, especially one carried by someone.

  • He carried iron under his coat.
  • The outlaw drew his iron.
  • She found a loaded iron in the drawer.

Eş anlamlılar: gun, firearm, piece

Sık kullanılan kalıplar: carry iron, a loaded iron, draw your iron

sıfat

DEMİRDEN YAPILMIŞB1

demir, demirden

Kapı, alet ve pek çok eşyanın yapımında kullanılan demir metalinden yapılmış.

Basit İngilizce açıklama: Made from the strong metal used for gates, tools, and many other objects.

  • They closed the iron gate.
  • An old iron bridge crosses the river.
  • The prison windows had thick iron bars.

Sık kullanılan kalıplar: an iron gate, iron bars, an iron bridge

SARSILMAZ KARARLILIKB2

sarsılmaz, katı, demir gibi

Çok güçlü ve kararlı veya değişikliğe izin vermeyecek kadar katı.

Basit İngilizce açıklama: Very strong and determined, or so strict that it does not allow change.

  • She has an iron will.
  • The coach maintained iron discipline.
  • He ruled the country with an iron grip.

Eş anlamlılar: firm, unyielding, inflexible, resolute

Zıt anlamlılar: weak, flexible

Sık kullanılan kalıplar: an iron will, iron discipline, an iron grip

fiil

ÜTÜLEMEA2

ütülemek

Giysi veya kumaşın üzerinde sıcak, düz tabanlı bir alet gezdirerek kırışıklıkları gidermek.

Basit İngilizce açıklama: To make clothes or cloth smooth by moving a hot, flat appliance over them.

  • I need to iron my shirt.
  • She ironed the curtains before hanging them.
  • Have you ironed your trousers yet?

Eş anlamlılar: press

Sık kullanılan kalıplar: iron a shirt, iron your clothes, iron something flat, wash and iron

DEMİRLE KAPLAMAC2

demirle kaplamak, demirle güçlendirmek

Bir şeyi korumak veya sağlamlaştırmak için demir parçalar takmak ya da demirle kaplamak.

Basit İngilizce açıklama: To fit or cover something with a strong metal, especially to protect or strengthen it.

  • The smith ironed the wagon.
  • They ironed the wooden wheels for strength.
  • The chest had been ironed with thick metal bands.

Nasıl kullanılır: iron something with something (The smith ironed the wooden chest with heavy bands.)

Sık kullanılan kalıplar: iron a wagon, iron the wheels, iron with bands

iron kelimesini okurken öğren

LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.

Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUp

iron ile kurulan ifadeler

EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語

Diğer kelimeler