crisp
İngilizce “crisp” kelimesinin Türkçe anlamı, çevirisi ve okunuşu
Okunuşu: ABD /krɪsp/
Diğer biçimleri: crisps
crisp Türkçede: gevrek, çıtır, serin ve kuru, ferah, net, keskin
sıfat
gevrek, çıtır
Isırıldığında veya kırıldığında keskin bir ses çıkaran, sertçe ve kolay kırılan.
Basit İngilizce açıklama: Firm and easy to break, making a sharp sound when you bite or break it.
- The bacon is crisp.
- These apples stay crisp for days.
- Fry the potatoes until their edges are crisp.
serin ve kuru, ferah
Hava için, hoş bir serinlik veren ve kuru olan.
Basit İngilizce açıklama: Pleasantly cool and dry, especially when describing the air or weather.
- The morning air was crisp.
- We walked outside on a crisp autumn day.
- A crisp breeze blew across the lake.
net, keskin
Küçük ayrıntıları ve kenarları bulanıklık olmadan açıkça gösteren.
Basit İngilizce açıklama: Showing small details clearly, with sharp edges and no blur.
- The picture is crisp.
- This screen produces crisp images.
- The camera captured every leaf in crisp detail.
kolalı, düzgün
Özellikle kumaş veya kâğıt için, temiz, yeni görünümlü ve biraz sert duran.
Basit İngilizce açıklama: Clean, fresh, and slightly stiff, especially when describing cloth or paper.
- He wore a crisp shirt.
- The bed had crisp white sheets.
- She handed me a crisp new banknote.
ferah, canlı
Tadı taze, ferah ve hoş bir keskinliğe sahip olan.
Basit İngilizce açıklama: Having a fresh, pleasantly sharp taste.
- This wine tastes crisp.
- We served a crisp cider with lunch.
- The dressing has a crisp lemon flavor.
net, keskin, kesin
Hızlı, açık ve kontrollü olan; bazen sıcaklık veya samimiyet göstermeyen.
Basit İngilizce açıklama: Quick, clear, and controlled, sometimes without much warmth or friendliness.
- She gave a crisp reply.
- His crisp manner kept the meeting moving.
- The dancers performed with crisp, precise movements.
isim
patates cipsi
Genellikle atıştırmalık olarak yenen, ince kesilip kuru ve gevrek olana kadar kızartılmış patates dilimi.
Basit İngilizce açıklama: A thin slice of potato fried until it is dry and crunchy, usually eaten as a snack.
- She ate the last crisp.
- I bought a bag of crisps.
- Would you like some salt and vinegar crisps?
cips
Sebze, mısır veya başka malzemelerden yapılan, fırınlanmış ya da kızartılmış ince ve gevrek atıştırmalık.
Basit İngilizce açıklama: A thin, crunchy snack made from vegetables, corn, or other ingredients and baked or fried.
- Try a kale crisp.
- We baked vegetable crisps at home.
- These corn crisps are lightly salted.
crisp hakkında sık sorulanlar
crisp ne demek?
“crisp” Türkçede “gevrek” demektir. Isırıldığında veya kırıldığında keskin bir ses çıkaran, sertçe ve kolay kırılan.
crisp Türkçesi nedir?
crisp kelimesinin Türkçe çevirileri: gevrek, çıtır, serin ve kuru, ferah, net, keskin.
crisp nasıl okunur?
/krɪsp/ diye okunur.
crisp cümle içinde nasıl kullanılır?
The bacon is crisp. These apples stay crisp for days.
crisp kelimesini okurken öğren
LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.
Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUpEnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語