chain
İngilizce “chain” kelimesinin Türkçe anlamı
ABD /tʃeɪn/
chain Türkçede: zincir, dizi, silsile, bağ, pranga, zincirlemek
isim
zincir
Birbirine geçirilmiş metal halkalar dizisi; eşyaları tutmak, makinelerde hareket aktarmak veya takı yapmak için kullanılır.
Basit İngilizce açıklama: A line of connected metal rings, used to hold things, move machinery, or make jewelry.
- She wears a gold chain.
- The chain on my bicycle broke.
- These heavy chains hold the gate shut.
dizi, silsile
Birbirine bağlı veya art arda gerçekleşen şeyler dizisi.
Basit İngilizce açıklama: A series of things connected to each other or happening one after another.
- One mistake started a chain of problems.
- The islands form a long chain.
- The news caused a chain reaction across the industry.
zincir
Aynı adla çalışan ve aynı sahibin işlettiği mağaza, otel veya restoranlar grubu.
Basit İngilizce açıklama: A group of shops, hotels, or restaurants that share a name and owner.
- She works for a hotel chain.
- The chain opened three new stores.
- Which restaurant chains serve breakfast?
zincir
Süs olarak veya resmi bir görevi belirtmek için takılan, birbirine bağlı halkalardan oluşan eşya.
Basit İngilizce açıklama: An object made of connected rings, worn for decoration or as a sign of office.
- He clipped a chain to his wallet.
- The mayor wore her chain of office.
- Silver chains hung from their jackets.
bağ, pranga
Özgürlüğünü kısıtlayan veya seni birinin kontrolü altında tutan şey.
Basit İngilizce açıklama: Something that limits your freedom or keeps you under control.
- She broke the chains of fear.
- They struggled against the chains of tradition.
- He wanted to escape the chains of debt.
fiil
zincirlemek
Bir şeyi metal halkalardan oluşan zincirle bağlamak veya yerinde tutmak.
Basit İngilizce açıklama: To attach or hold something using connected metal rings.
- He chained his bicycle to a post.
- They chained the gate shut.
- Why is that dog chained up?
bağlamak
Şeyleri sıkıca ilişkilendirmek veya birini işinden, alışkanlığından ya da içinde bulunduğu durumdan ayrılamaz hale getirmek.
Basit İngilizce açıklama: To connect things closely, or make someone unable to leave a job, habit, or situation.
- Debt chained him to a job he hated.
- These duties chain her to her desk.
- We chained the tasks together into one process.
chain kelimesini okurken öğren
LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.
Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUpchain ile kurulan ifadeler
- chain reaction
- chain mail: örme zincir
- chain smoker
- chain up: zincirlemek
- chain of thought
- chain lightning
EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語