LookItUp

air

İngilizce “air” kelimesinin Türkçe anlamı

ABD /ɛr/ · İngiltere /eə/

air Türkçede: hava, temiz hava, büyüklenme, yapmacık tavırlar, ezgi, melodi

isim

SOLUDUĞUMUZ HAVAA1

hava

Çevremizi saran ve nefes alırken içimize çektiğimiz gaz karışımı.

Basit İngilizce açıklama: The mixture of gases around us that we breathe.

  • We need clean air to breathe.
  • Cold air came through the window.
  • The balloon slowly lost its air.

Sık kullanılan kalıplar: clean air, cold air, air pressure

TEMİZ HAVAA2

temiz hava, hava

İnsanı rahatlatan veya canlandıran, açık havada solunan taze hava.

Basit İngilizce açıklama: Fresh outdoor atmosphere that helps you feel comfortable or refreshed.

  • I need some air.
  • We went outside for a little air.
  • Open the window and let in some fresh air.

Sık kullanılan kalıplar: fresh air, get some air, need some air

BÜYÜKLENMEC1

büyüklenme, yapmacık tavırlar

Çoğul biçimiyle, kendini başkalarından üstün gören birinin yapmacık veya kibirli tavırları.

Basit İngilizce açıklama: In the plural, behaviour that suggests you think you are better than other people.

  • She puts on airs around wealthy people.
  • Nobody liked his airs and graces.
  • Despite his success, he never put on airs.

Nasıl kullanılır: put on airs (He puts on airs when visitors arrive.)

Eş anlamlılar: pretensions, affectations

Sık kullanılan kalıplar: put on airs, airs and graces

EZGİC2

ezgi, melodi

Özellikle tek kişinin söylediği veya çaldığı bir melodi ya da şarkı.

Basit İngilizce açıklama: A tune or song, especially one sung or played by a single person.

  • He played a gentle air on the flute.
  • She sang an old Scottish air.
  • The violinist opened with a lively air.

Eş anlamlılar: tune, melody, song

Sık kullanılan kalıplar: traditional air, Irish air, simple air

fiil

YAYINLAMAKB2

yayınlamak, yayınlanmak

Bir programı televizyonda veya radyoda yayınlamak ya da programın yayınlanması.

Basit İngilizce açıklama: To show a programme on television or send it out on radio.

  • The show airs tonight.
  • They aired the interview last Sunday.
  • When will the next episode air?

Nasıl kullanılır: air on something (The interview will air on local radio.)

Eş anlamlılar: broadcast, show

Sık kullanılan kalıplar: air a programme, air an episode, air on television

ODA HAVALANDIRMAB1

havalandırmak

Genellikle pencereleri açarak bir odaya veya binaya temiz hava girmesini sağlamak.

Basit İngilizce açıklama: To let fresh atmosphere enter a room or building, usually by opening windows.

  • Please air the bedroom.
  • We aired the house after painting it.
  • Open both windows to air the kitchen.

Eş anlamlılar: ventilate

Sık kullanılan kalıplar: air the room, air the house, air a bedroom

EŞYA HAVALANDIRMAB2

havalandırmak

Bir eşyayı tazelensin veya kurusun diye hava alabileceği bir yerde bırakmak.

Basit İngilizce açıklama: To leave something exposed to fresh atmosphere so it becomes fresher or drier.

  • I hung the blankets outside to air.
  • She aired the bedding before making the bed.
  • These damp clothes need airing.

Eş anlamlılar: freshen, dry

Sık kullanılan kalıplar: air the bedding, air some clothes, air a blanket

air kelimesini okurken öğren

LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.

Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUp

air ile kurulan ifadeler

EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語

Diğer kelimeler