LookItUp

train

İngilizce “train” kelimesinin Türkçe anlamı

ABD /treɪn/

train Türkçede: tren, kuyruk, etek kuyruğu, kafile, kervan, eğitmek

isim

TRENA1

tren

Birbirine bağlı vagonlarla insan veya yükü raylar üzerinde taşıyan araç.

Basit İngilizce açıklama: A vehicle made of connected parts that carries people or goods along railway tracks.

  • The train is late.
  • We took a train to London.
  • Did you miss the last train?

Sık kullanılan kalıplar: catch a train, train station, train ticket, by train

ETEK KUYRUĞUB2

kuyruk, etek kuyruğu

Elbisenin arkasında uzayıp giyen kişinin ardından yerde sürüklenen bölüm.

Basit İngilizce açıklama: The long back part of a dress that lies on the ground behind the person wearing it.

  • Her dress had a long train.
  • A bridesmaid lifted the bride’s train.
  • The gown’s train was decorated with flowers.

Nasıl kullanılır: the train of something (The train of her gown covered the steps.)

Sık kullanılan kalıplar: long train, dress train, train of something

KAFİLEC1

kafile, kervan

İnsanların, hayvanların veya araçların art arda ilerlediği sıra.

Basit İngilizce açıklama: A line of people, animals, or vehicles moving one behind another.

  • A wagon train crossed the valley.
  • We followed a train of pack animals.
  • The supply train stretched along the narrow road.

Nasıl kullanılır: a train of something (A train of camels crossed the sand.)

Eş anlamlılar: procession, caravan

Sık kullanılan kalıplar: wagon train, camel train, train of something

fiil

BECERİ ÖĞRETMEA2

eğitmek, yetiştirmek

Bir insana veya hayvana anlatıp alıştırma yaptırarak bir şeyi yapmayı öğretmek.

Basit İngilizce açıklama: To teach a person or animal how to do something through instruction and practice.

  • She trains guide dogs.
  • They trained me to use the machine.
  • Who will train the new staff?

Nasıl kullanılır: train someone to do something (We train staff to use the equipment safely.); train someone in something (She trains new employees in customer service.); train as something (He is training as a nurse.)

Eş anlamlılar: teach, instruct, coach

Sık kullanılan kalıplar: train a dog, train someone to, train new staff

ANTRENMANA2

antrenman yapmak, çalışmak

Beceriyi geliştirmek veya yarışmaya hazırlanmak için düzenli egzersiz ya da alıştırma yapmak.

Basit İngilizce açıklama: To exercise or practise regularly to improve a skill or prepare for a competition.

  • I train twice a week.
  • He trained hard for the race.
  • Where does your team train?

Nasıl kullanılır: train for something (She trains for the marathon every morning.)

Eş anlamlılar: practise, work out

Sık kullanılan kalıplar: train hard, train for something, train every day

BİLGİSAYARI EĞİTMEB2

eğitmek

Bir bilgisayar sistemine örnekler vererek bir işi yapmayı öğrenmesini sağlamak.

Basit İngilizce açıklama: To give a computer system examples so it can learn to perform a task.

  • We trained the model on photos.
  • This algorithm was trained to identify birds.
  • How much data do you need to train it?

Nasıl kullanılır: train something on something (They trained the model on thousands of pictures.); train something to do something (We trained the system to recognise speech.)

Sık kullanılan kalıplar: train a model, train an algorithm, train on data

train kelimesini okurken öğren

LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.

Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUp

train ile kurulan ifadeler

EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語

Diğer kelimeler