scramble
İngilizce “scramble” kelimesinin Türkçe anlamı, çevirisi ve okunuşu
Okunuşu: ABD /ˈskræmbəl/
Diğer biçimleri: scrambling, scrambled
scramble Türkçede: telaşla koşmak, alelacele uğraşmak, çırparak pişirmek, güçlükle tırmanmak, kapışmak, elde etmek için yarışmak
fiil
telaşla koşmak, alelacele uğraşmak
Zaman az olduğu için telaşla hareket etmek veya bir işi güçlükle yetiştirmeye çalışmak.
Basit İngilizce açıklama: To move or try to do something quickly and with difficulty, often because there is little time.
- He scrambled out of bed.
- We scrambled to get everything ready.
- The staff are scrambling to respond to the sudden changes.
çırparak pişirmek
Yumurtaları çırpıp pişerken karıştırarak yumuşak parçalar hâline getirmek.
Basit İngilizce açıklama: To mix eggs and cook them while stirring, so they form soft pieces.
- I'll scramble some eggs.
- He scrambled two eggs with a little butter.
- Do you scramble eggs with milk?
güçlükle tırmanmak
Elleri ve ayakları birlikte kullanarak, aceleyle ve güçlükle tırmanmak.
Basit İngilizce açıklama: To climb quickly with difficulty, using your hands as well as your feet.
- We scrambled up the hill.
- She scrambled over the rocks to reach the beach.
- Can you scramble down this slope safely?
kapışmak, elde etmek için yarışmak
Bir şeyi elde etmek için acele ederek başkalarıyla yarışmak.
Basit İngilizce açıklama: To hurry and compete with other people to get something.
- The children scrambled for the sweets.
- Fans are scrambling to buy tickets.
- Several companies scrambled for the contract.
karıştırmak, şifrelemek
Şeylerin sırasını karıştırmak veya bir mesajı anlaşılmayacak biçimde değiştirmek.
Basit İngilizce açıklama: To mix things into the wrong order or change a message so it cannot be understood.
- Scramble the letters to make a puzzle.
- The equipment scrambled the radio signal.
- A computer error has scrambled the order of the pages.
isim
telaş, koşturmaca
Bir yere gitmek veya bir işi bitirmek için gösterilen telaşlı, bazen zorlu çaba.
Basit İngilizce açıklama: A hurried, sometimes difficult effort to move somewhere or get something done.
- There was a scramble to catch the bus.
- We reached the top after a difficult scramble.
- The delay caused a last-minute scramble to prepare dinner.
sebzeli çırpılmış yumurta
Sebze, peynir veya başka malzemelerle karıştırılarak pişirilen çırpılmış yumurta yemeği.
Basit İngilizce açıklama: A dish of eggs cooked while stirring, mixed with vegetables, cheese, or other foods.
- I ordered a vegetable scramble.
- She served the egg scramble with toast.
- Their breakfast scramble includes cheese, mushrooms, and bacon.
motokros yarışı
Engebeli arazide yapılan motosiklet yarışı.
Basit İngilizce açıklama: A motorcycle race over rough ground.
- He entered a scramble on Sunday.
- The scramble took place on a muddy course.
- Several riders fell during the motorcycle scramble.
scramble hakkında sık sorulanlar
scramble ne demek?
“scramble” Türkçede “telaşla koşmak” demektir. Zaman az olduğu için telaşla hareket etmek veya bir işi güçlükle yetiştirmeye çalışmak.
scramble Türkçesi nedir?
scramble kelimesinin Türkçe çevirileri: telaşla koşmak, alelacele uğraşmak, çırparak pişirmek, güçlükle tırmanmak, kapışmak, elde etmek için yarışmak.
scramble nasıl okunur?
/ˈskræmbəl/ diye okunur.
scramble cümle içinde nasıl kullanılır?
He scrambled out of bed. We scrambled to get everything ready.
scramble kelimesini okurken öğren
LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.
Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUpEnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語