LookItUp

occupy

İngilizce “occupy” kelimesinin Türkçe anlamı, çevirisi ve okunuşu

Okunuşu: ABD /ˈɑːkjəpaɪ/ · İngiltere /ˈɒkjʊpaɪ/

Diğer biçimleri: occupies, occupying, occupied

occupy Türkçede: yer kaplamak, oturmak, işgal etmek, meşgul etmek, vaktini almak, aklını meşgul etmek

fiil

YER KAPLAMAB2

yer kaplamak, oturmak

Bir yerde bulunmak, orada yaşamak veya belli bir alanı kaplamak.

Basit İngilizce açıklama: To be in a place, live there, or take up space.

  • The sofa occupies most of the room.
  • Two families occupied the house before us.
  • Does anyone occupy the apartment upstairs?

Eş anlamlılar: take up, inhabit

Zıt anlamlılar: vacate

Sık kullanılan kalıplar: occupy a room, occupy a building, occupy space

BÖLGEYİ İŞGALB2

işgal etmek

Genellikle asker kullanarak bir yeri denetim altına almak.

Basit İngilizce açıklama: To take control of a place, usually by using soldiers.

  • The army occupied the city.
  • Foreign troops occupy the northern region.
  • The island was occupied during the war.

Eş anlamlılar: take over, hold

Zıt anlamlılar: liberate

Sık kullanılan kalıplar: occupy a country, occupy a territory, occupy a city

MEŞGUL ETMEB2

meşgul etmek, vaktini almak

Birini bir işle uğraştırmak veya zamanını almak.

Basit İngilizce açıklama: To keep someone busy or use their time.

  • This puzzle will occupy the children.
  • Repairs occupied most of my weekend.
  • How do you occupy yourself on rainy days?

Nasıl kullanılır: occupy yourself with something (She occupied herself with a puzzle while she waited.)

Eş anlamlılar: keep busy, engage

Sık kullanılan kalıplar: occupy someone, occupy someone’s time, occupy yourself with something

AKLI MEŞGUL ETMEB2

aklını meşgul etmek

Birinin düşüncelerini doldurup sürekli aynı şeyi düşünmesine neden olmak.

Basit İngilizce açıklama: To fill someone’s thoughts so they keep thinking about something.

  • The problem occupied my mind all day.
  • Thoughts of home occupy her whenever she feels lonely.
  • His thoughts were occupied by the coming exam.

Eş anlamlılar: preoccupy, absorb

Sık kullanılan kalıplar: occupy someone’s mind, occupy someone’s thoughts

GÖREV ÜSTLENMEC1

görev yapmak, üstlenmek

Belirli bir işi, unvanı veya görevi üstlenmiş olmak.

Basit İngilizce açıklama: To have a particular job, title, or role.

  • She occupies a senior position.
  • He occupied the same post for fifteen years.
  • Few women occupy leadership roles in this organization.

Eş anlamlılar: hold, fill

Sık kullanılan kalıplar: occupy a position, occupy a post, occupy a role

DİKKATİ ÇEKMEC1

ilgisini çekmek, dikkatini meşgul etmek

Birinin ilgisini canlı tutup dikkatini bir şey üzerinde toplamak.

Basit İngilizce açıklama: To keep someone interested and paying attention.

  • The story occupied the children’s attention.
  • She occupied the guests with amusing stories.
  • His performance occupied our attention until the very end.

Eş anlamlılar: engage, absorb, hold

Sık kullanılan kalıplar: occupy someone’s attention, occupy an audience

occupy hakkında sık sorulanlar

occupy ne demek?

“occupy” Türkçede “yer kaplamak” demektir. Bir yerde bulunmak, orada yaşamak veya belli bir alanı kaplamak.

occupy Türkçesi nedir?

occupy kelimesinin Türkçe çevirileri: yer kaplamak, oturmak, işgal etmek, meşgul etmek, vaktini almak, aklını meşgul etmek.

occupy nasıl okunur?

Amerikan İngilizcesinde /ˈɑːkjəpaɪ/, İngiliz İngilizcesinde /ˈɒkjʊpaɪ/ diye okunur.

occupy cümle içinde nasıl kullanılır?

The sofa occupies most of the room. Two families occupied the house before us.

occupy kelimesini okurken öğren

LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.

Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUp

EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語

Diğer kelimeler