LookItUp

minute

İngilizce “minute” kelimesinin Türkçe anlamı

ABD /ˈmɪnɪt/

minute Türkçede: dakika, biraz, kısa süre, tutanak, an, tutanağa geçirmek

isim

ALTMIŞ SANİYEA1

dakika

Altmış saniyeye eşit zaman birimi.

Basit İngilizce açıklama: A unit of time equal to sixty seconds.

  • The walk takes ten minutes.
  • Set the timer for one minute.
  • How many minutes are left?

Sık kullanılan kalıplar: one minute, ten minutes, per minute

KISA SÜREA1

biraz, kısa süre, dakika

Tam olarak ne kadar sürdüğü belirtilmeyen kısa bir zaman aralığı.

Basit İngilizce açıklama: A short period of time, without an exact length.

  • Wait a minute, please.
  • I will be back in a minute.
  • Do you have a minute to talk?

Eş anlamlılar: moment, little while

Sık kullanılan kalıplar: wait a minute, in a minute, spare minute

TOPLANTI TUTANAĞIB2

tutanak

Toplantıda konuşulanları ve alınan kararları içeren yazılı kayıt.

Basit İngilizce açıklama: A written record of what people discussed or decided at a meeting.

  • Please read the meeting minutes.
  • She took minutes during the discussion.
  • The committee approved the minutes of its last meeting.

Nasıl kullanılır: minutes of something (The secretary sent us the minutes of the meeting.)

Eş anlamlılar: record, meeting record

Sık kullanılan kalıplar: meeting minutes, take minutes, approve the minutes

BELİRLİ ANB1

an

Bir şeyin gerçekleştiği belirli zaman noktası.

Basit İngilizce açıklama: A particular moment when something happens.

  • Call me the minute you arrive.
  • I knew the minute I saw her face.
  • At that minute, the lights went out.

Nasıl kullanılır: the minute (that) + clause (The minute I saw the smoke, I called for help.)

Eş anlamlılar: moment, instant

Sık kullanılan kalıplar: the minute that, the minute someone, at that minute

fiil

TUTANAK TUTMAKC1

tutanağa geçirmek

Toplantıda olanları veya alınan kararları yazılı olarak kaydetmek.

Basit İngilizce açıklama: To write down what happens or is decided at a meeting.

  • Please minute this decision.
  • She minuted the whole meeting.
  • The agreement was carefully minuted by the secretary.

Nasıl kullanılır: minute something (The secretary minuted the decision.); minute that… (We minuted that all members supported the proposal.)

Eş anlamlılar: record, document

Sık kullanılan kalıplar: minute a meeting, minute a decision, minute the discussion

sıfat

ÇOK KÜÇÜKB2

çok küçük, ufacık

Son derece küçük, bazen kolayca görülemeyecek kadar ufak.

Basit İngilizce açıklama: Extremely small, sometimes too small to see easily.

  • There is a minute crack in the glass.
  • The two drawings have minute differences.
  • A microscope revealed minute particles in the water.

Eş anlamlılar: tiny, very small, microscopic

Zıt anlamlılar: huge

Sık kullanılan kalıplar: minute particles, minute differences, minute amount

ÇOK AYRINTILIC1

ayrıntılı, titiz

En küçük ayrıntılara bile dikkat eden, çok titiz ve kesin.

Basit İngilizce açıklama: Very careful and exact, paying attention to every small detail.

  • She described the room in minute detail.
  • The machine underwent a minute inspection.
  • His minute analysis revealed several hidden problems.

Eş anlamlılar: detailed, meticulous, thorough

Zıt anlamlılar: superficial

Sık kullanılan kalıplar: minute examination, minute detail, minute analysis

minute kelimesini okurken öğren

LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.

Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUp

minute ile kurulan ifadeler

EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語

Diğer kelimeler