mark
İngilizce “mark” kelimesinin Türkçe anlamı
ABD /mɑːrk/ · İngiltere /mɑːk/
mark Türkçede: iz, leke, not, puan, sınır, ölçüt
isim
iz, leke
Bir yüzeyde görülen küçük çizgi, leke veya başka bir değişiklik.
Basit İngilizce açıklama: A small line, spot, or other visible change on a surface.
- There’s a mark on your shirt.
- The pencil left a dark mark.
- Can you remove these marks from the wall?
not, puan
Birinin sınavda veya okul çalışmasında ne kadar başarılı olduğunu gösteren sayı.
Basit İngilizce açıklama: A number showing how well someone did in a test or piece of schoolwork.
- I got a good mark.
- Each correct answer earns two marks.
- What marks did you get in your exams?
sınır, ölçüt
Bir şeyin kabul edilebilir veya doğru olup olmadığını değerlendirmekte kullanılan sınır ya da ölçüt.
Basit İngilizce açıklama: A limit or standard used to judge whether something is acceptable or accurate.
- His estimate was within the mark.
- That criticism went beyond the mark.
- Her description fell short of the mark.
fiil
işaretlemek, iz bırakmak
Bir yüzeye görünür bir çizgi, leke veya başka bir işaret koymak ya da bırakmak.
Basit İngilizce açıklama: To put a visible line, spot, or other sign on a surface.
- These shoes mark the floor.
- Her pen marked the paper.
- Be careful not to mark the wall.
işaretlemek, belirtmek
Bir yere işaret veya nesne koyarak bir şeyin nerede olduğunu göstermek.
Basit İngilizce açıklama: To show where something is by putting a sign or object there.
- Mark the spot with a stick.
- She marked her place in the book.
- Red flags mark the edge of the field.
dikkat etmek, akılda tutmak
Bir şeyi dikkatle fark edip akılda tutmak.
Basit İngilizce açıklama: To notice something carefully and remember it.
- Mark my words: he’ll return.
- Mark well what she tells you.
- He marked how quietly the stranger entered.
mark kelimesini okurken öğren
LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.
Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUpmark ile kurulan ifadeler
- mark out: farklı kılmak, ayırt etmek
- mark down: fiyatını düşürmek, indirim yapmak
- mark my words: dediklerimi bir kenara yaz
- mark up: fiyatını artırmak, zam yapmak
- mark time
- mark off
- mark as
- mark down as
EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語