jam
İngilizce “jam” kelimesinin Türkçe anlamı, çevirisi ve okunuşu
Okunuşu: ABD /dʒæm/
Diğer biçimleri: jams, jammed, jamming
jam Türkçede: reçel, tıkanıklık, sıkışıklık, zor durum, sıkıntı, şarkı
isim
reçel
Meyveyi şekerle pişirerek yapılan, genellikle ekmeğe sürülen tatlı yiyecek.
Basit İngilizce açıklama: A sweet food made by cooking fruit with sugar, usually spread on bread.
- I like jam on toast.
- She made raspberry jam yesterday.
- Would you like some bread and jam?
tıkanıklık, sıkışıklık
Yolun tıkanması yüzünden araçların veya başka şeylerin hareket edemediği ya da geçemediği durum.
Basit İngilizce açıklama: A situation where things cannot move or pass through because something is blocking the way.
- We waited in a traffic jam.
- A paper jam stopped the printer.
- The accident caused long jams on both roads.
zor durum, sıkıntı
Kurtulmak için yardıma ihtiyaç duyduğun sıkıntılı durum.
Basit İngilizce açıklama: A difficult situation that you need help to escape from.
- I am in a jam.
- She helped me out of a jam.
- How did you get into this jam?
şarkı, parça
Özellikle sevdiğin bir şarkı veya kaydedilmiş müzik parçası için kullanılan söz.
Basit İngilizce açıklama: A song or recorded piece of music, especially one you enjoy.
- This is my favourite jam.
- The DJ played some old jams.
- Turn up this jam so we can dance.
ortak üretim etkinliği
İnsanların birlikte fikir geliştirdiği veya projeler ürettiği, resmî olmayan etkinlik.
Basit İngilizce açıklama: An informal event where people work together to develop ideas or make projects.
- We joined a game jam.
- The design jam lasted all weekend.
- Several teams built new projects during the jam.
fiil
sıkışmak, tıkamak
Sıkışıp hareket edemez veya çalışamaz hale gelmek ya da bir şeyi bu hale getirmek.
Basit İngilizce açıklama: To get stuck and stop moving or working, or to cause this to happen.
- The printer jammed again.
- A small stone jammed the wheel.
- Cars jammed the narrow street.
tıkıştırmak, sokuşturmak
Bir şeyi dar bir yere kuvvetle iterek sokmak.
Basit İngilizce açıklama: To push something hard into a tight space.
- She jammed the key into the lock.
- I jammed another sweater into my suitcase.
- Don’t jam all those papers in one drawer.
doğaçlama çalmak
Başka müzisyenlerle, çoğunlukla önceden planlamadan veya prova yapmadan, serbestçe müzik çalmak.
Basit İngilizce açıklama: To play music freely with other musicians, often without planning or practising it first.
- We jam every Friday.
- They jammed together in the garage.
- Would you like to jam with our band?
jam hakkında sık sorulanlar
jam ne demek?
“jam” Türkçede “reçel” demektir. Meyveyi şekerle pişirerek yapılan, genellikle ekmeğe sürülen tatlı yiyecek.
jam Türkçesi nedir?
jam kelimesinin Türkçe çevirileri: reçel, tıkanıklık, sıkışıklık, zor durum, sıkıntı, şarkı.
jam nasıl okunur?
/dʒæm/ diye okunur.
jam cümle içinde nasıl kullanılır?
I like jam on toast. She made raspberry jam yesterday.
jam kelimesini okurken öğren
LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.
Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUpjam ile kurulan ifadeler
- jam up
- jam jar
- jam tomorrow
- jam roll
- jam sandwich
- jam out
- jam today
EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語