fast forward
İngilizce “fast forward” kelimesinin Türkçe anlamı, çevirisi ve okunuşu
Okunuşu: ABD /ˌfæst ˈfɔrwɚd/ · İngiltere /ˌfɑːst ˈfɔːwəd/
fast forward Türkçede: ileri sarmak, ileriki bir zamana geçmek, hızlandırmak, hızla ilerlemek, hızla geçmek, ileri sarma
fiil
ileri sarmak
Bir ses veya video kaydının sonraki bölümüne hızla geçmek.
Basit İngilizce açıklama: To move through a recording quickly to reach a later part.
- Fast forward the video.
- I fast forwarded through the adverts.
- Can we fast forward to the next song?
ileriki bir zamana geçmek
Arada yaşananları atlayıp anlatımı veya düşünceyi daha sonraki bir zamana taşımak.
Basit İngilizce açıklama: To turn your attention to a later time, skipping what happened in between.
- Fast forward to next year.
- Let us fast forward ten years and imagine our lives.
- The story fast forwards to the day of their wedding.
hızlandırmak
Bir sürecin daha hızlı işlemesini veya daha erken bitmesini sağlamak.
Basit İngilizce açıklama: To make a process happen faster or finish sooner.
- This tool can fast forward development.
- They fast forwarded the approval process to meet the deadline.
- Can extra staff fast forward our plans?
hızla ilerlemek
Normalden çok daha hızlı ilerlemek veya gelişmek.
Basit İngilizce açıklama: To move ahead or develop much faster than usual.
- Her career suddenly fast forwarded.
- The project fast forwarded after we hired more staff.
- Technology is fast forwarding toward a different future.
hızla geçmek
Zamanın çok hızlı geçiyor gibi olması.
Basit İngilizce açıklama: To seem to move through time very quickly.
- Time seemed to fast forward.
- The summer fast forwarded, and suddenly it was September.
- Life fast forwards when every day is busy.
isim
ileri sarma
Bir kaydın sonraki bölümüne hızla geçmeyi sağlayan özellik.
Basit İngilizce açıklama: A recording feature that lets you move quickly to a later part.
- Use fast forward to skip this part.
- The recording looks funny in fast forward.
- This old player has no fast forward.
ileri sarma düğmesi
Bir kaydı hızla ileri almak için basılan düğme.
Basit İngilizce açıklama: A button you press to move quickly to a later part of a recording.
- Press fast forward now.
- The fast forward on my remote is broken.
- I pressed fast forward instead of pause.
hızlı ilerleme
Olayların veya gelişmelerin normalden çok daha hızlı gerçekleştiği durum.
Basit İngilizce açıklama: A state in which things happen or develop much faster than usual.
- My life is in fast forward.
- Her career went into fast forward after the award.
- The whole industry seems to be on fast forward.
fast forward hakkında sık sorulanlar
fast forward ne demek?
“fast forward” Türkçede “ileri sarmak” demektir. Bir ses veya video kaydının sonraki bölümüne hızla geçmek.
fast forward Türkçesi nedir?
fast forward kelimesinin Türkçe çevirileri: ileri sarmak, ileriki bir zamana geçmek, hızlandırmak, hızla ilerlemek, hızla geçmek, ileri sarma.
fast forward nasıl okunur?
Amerikan İngilizcesinde /ˌfæst ˈfɔrwɚd/, İngiliz İngilizcesinde /ˌfɑːst ˈfɔːwəd/ diye okunur.
fast forward cümle içinde nasıl kullanılır?
Fast forward the video. I fast forwarded through the adverts.
fast forward kelimesini okurken öğren
LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.
Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUpEnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語