draw
İngilizce “draw” kelimesinin Türkçe anlamı
ABD /drɔː/
draw Türkçede: çizmek, çekmek, cezbetmek, yol açmak, neden olmak, beraberlik
fiil
çizmek
Kurşun kalem, tükenmez kalem veya benzeri bir araçla resim yapmak.
Basit İngilizce açıklama: To make a picture with a pencil, pen, or similar tool.
- I like to draw cats.
- She drew a picture of her house.
- Can you draw me a map?
çekmek, cezbetmek
Birinin ilgisini çekmek veya onu kendine yaklaştırmak.
Basit İngilizce açıklama: To make someone interested in something or encourage them to come closer.
- The show drew a large crowd.
- His unusual clothes draw attention.
- What first drew you to this town?
çekmek
Birini veya bir şeyi belirli bir yöne doğru çekmek.
Basit İngilizce açıklama: To pull someone or something in a particular direction.
- Draw the curtains, please.
- He drew her gently toward him.
- She drew a scarf from her bag.
yol açmak, neden olmak
Bir tepkinin veya sonucun ortaya çıkmasına neden olmak.
Basit İngilizce açıklama: To cause a reaction or result.
- His speech drew loud applause.
- The decision has drawn criticism from parents.
- Will this proposal draw a response from the council?
isim
beraberlik
İki tarafın aynı puanı aldığı ve kimsenin kazanmadığı maç sonucu.
Basit İngilizce açıklama: A game result in which both sides have the same score and neither wins.
- The match ended in a draw.
- Both teams were happy with the draw.
- Their last three games were draws.
çekiliş
Kazanan numaraların veya biletlerin rastgele seçilmesi.
Basit İngilizce açıklama: The process of choosing winning numbers or tickets by chance.
- The draw takes place tonight.
- Her ticket won the first prize in the draw.
- We hold two draws every month.
silah çekme
Silahı kılıfından hızla çıkarma hareketi.
Basit İngilizce açıklama: The action of quickly taking a gun out of its holder.
- He practised his draw every morning.
- A slow draw could cost a cowboy his life.
- Her draw was faster than her opponent’s.
çekilen para, avans
Bir hesaptan alınan veya düzenli ödeme ya da avans olarak verilen para.
Basit İngilizce açıklama: Money taken from an account or received as a regular payment.
- Her monthly draw covers basic expenses.
- He took a draw from the business account.
- The sales team receives a draw against future commissions.
draw kelimesini okurken öğren
LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.
Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUpdraw ile kurulan ifadeler
- draw out: uzatmak
- draw up: hazırlamak, kaleme almak
- draw down: azaltmak, tüketmek
- draw in: çekmek, cezbetmek
- draw attention: dikkat çekmek
- draw on: yararlanmak, faydalanmak
- draw near: yaklaşmak, yakınlaşmak
- draw lots: kura çekmek
EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語