LookItUp

critical

İngilizce “critical” kelimesinin Türkçe anlamı

ABD /ˈkrɪtɪkəl/

critical Türkçede: hayati, çok önemli, kritik, belirleyici, eleştirel, eleştiren

sıfat

HAYATİ ÖNEMB2

hayati, çok önemli

Başarının veya güvenliğin bağlı olduğu, çok önemli.

Basit İngilizce açıklama: So important that success or safety depends on it.

  • Water is critical for survival.
  • Her support played a critical role in our success.
  • It is critical that we finish before Friday.

Nasıl kullanılır: critical to/for something (Clean water is critical to good health.); it is critical that… (It is critical that everyone arrives on time.)

Eş anlamlılar: essential, crucial, vital

Zıt anlamlılar: unimportant

Sık kullanılan kalıplar: critical role, critical factor, critical to something

DÖNÜM NOKTASIC1

kritik, belirleyici

Bir durumun iyiye veya kötüye doğru büyük ölçüde değişebileceği bir zamana ait.

Basit İngilizce açıklama: Happening at a time when a situation may change greatly, for better or worse.

  • The talks reached a critical stage.
  • At that critical moment, the lights went out.
  • His recovery is now entering a critical phase.

Eş anlamlılar: decisive, pivotal

Sık kullanılan kalıplar: critical moment, critical stage, critical point

ELEŞTİRİB2

eleştirel, eleştiren

Bir şeyin sorunlarını veya kusurlarını belirten bir görüş dile getiren.

Basit İngilizce açıklama: Expressing an opinion that points out problems or faults in something.

  • The film received a critical review.
  • His comments were critical of the new policy.
  • She wrote a critical article about school funding.

Nasıl kullanılır: critical of someone/something (The report was critical of the hospital's management.)

Eş anlamlılar: disapproving, negative

Zıt anlamlılar: approving, positive

Sık kullanılan kalıplar: critical review, critical comments, critical of something

AĞIR DURUMB2

kritik, ağır

Ölüm tehlikesi yaratacak kadar ağır hasta veya yaralı.

Basit İngilizce açıklama: So seriously ill or injured that there is a danger of dying.

  • He is in critical condition.
  • Two patients remained critical after the fire.
  • The hospital treats critical patients in a special unit.

Eş anlamlılar: gravely ill

Sık kullanılan kalıplar: critical condition, remain critical, critical patient

KUSUR BULMAB2

kusur bulan, eleştirel

İnsanların veya şeylerin kusurlarını sık sık fark edip dile getiren.

Basit İngilizce açıklama: Often noticing and pointing out what is wrong with people or things.

  • My father can be very critical.
  • She was too critical of her own work.
  • Why are you always so critical of everyone?

Nasıl kullanılır: critical of someone/something (He is often critical of his colleagues.)

Eş anlamlılar: fault-finding, judgmental

Zıt anlamlılar: uncritical

Sık kullanılan kalıplar: overly critical, critical attitude, critical of someone

critical kelimesini okurken öğren

LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.

Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUp

critical ile kurulan ifadeler

EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語

Diğer kelimeler