LookItUp

complex

İngilizce “complex” kelimesinin Türkçe anlamı

ABD /ˈkɑːmplɛks/ · İngiltere /ˈkɒmpleks/

complex Türkçede: karmaşık, kompleks, yerleşke, yapı, sorun, problem

sıfat

ÇOK PARÇALIB2

karmaşık, kompleks

Birbirine bağlı pek çok parçadan oluşan ve bu yüzden anlaşılması zor olabilen.

Basit İngilizce açıklama: Having many connected parts, which can make something hard to understand.

  • The machine has a complex design.
  • Their relationship became more complex over time.
  • This system is too complex for me to explain quickly.

Eş anlamlılar: complicated, intricate

Zıt anlamlılar: simple

Sık kullanılan kalıplar: complex system, complex problem, complex structure, complex organism

isim

BİNA GRUBUB2

kompleks, yerleşke

Aynı genel amaç için kullanılan binalar veya tesisler topluluğu.

Basit İngilizce açıklama: A group of buildings or facilities used for the same general purpose.

  • The sports complex has two pools.
  • They built a new office complex near the station.
  • Several apartment complexes have opened in this area.

Sık kullanılan kalıplar: sports complex, shopping complex, apartment complex, office complex

KİŞİSEL KAYGIC1

kompleks

Bir konuda duyulan, çoğu zaman kişinin kendini kötü veya yetersiz hissetmesine yol açan güçlü korku ya da kaygı.

Basit İngilizce açıklama: A strong fear or feeling of worry about something, often making you feel bad about yourself.

  • She has a complex about her appearance.
  • His constant criticism gave me an inferiority complex.
  • I developed a complex about speaking in public.

Nasıl kullanılır: complex about something (He has a complex about his height.)

Eş anlamlılar: hang-up

Sık kullanılan kalıplar: inferiority complex, complex about something, develop a complex

KİMYASAL YAPIC2

kompleks

Merkezdeki bir atom veya moleküle başka atomların ya da moleküllerin gevşekçe bağlandığı kimyasal yapı.

Basit İngilizce açıklama: A chemical structure with a central atom or molecule loosely connected to other atoms or molecules.

  • The metal forms a complex in water.
  • This complex contains a central copper atom.
  • The researchers studied how these complexes form.

Sık kullanılan kalıplar: metal complex, chemical complex, form a complex

BAĞLANTILI SİSTEMLERC1

kompleks, yapı

Birbirine sıkıca bağlı, birlikte çalışan sistemlerin, kuruluşların veya faaliyetlerin oluşturduğu bütün.

Basit İngilizce açıklama: A group of closely connected systems, organizations, or activities that work together.

  • The military-industrial complex has considerable political influence.
  • These industries form a closely connected economic complex.
  • The report examines the power of the military-industrial complex.

Eş anlamlılar: network

Sık kullanılan kalıplar: military-industrial complex, industrial complex, economic complex

SORUNC2

sorun, problem

Çözülmesi veya üstesinden gelinmesi gereken sorun ya da güçlük.

Basit İngilizce açıklama: A problem or difficulty that needs to be dealt with.

  • They faced a troublesome complex.
  • The discussion failed to resolve the complex.
  • A new complex arose during the negotiations.

Eş anlamlılar: problem, difficulty

Sık kullanılan kalıplar: resolve a complex, face a complex, troublesome complex

BİRLEŞEN FIRTINALARC2

fırtına kompleksi

İki fırtına cephesinin karşılaşmasıyla gök gürültülü fırtınaların birleşip oluşturduğu büyük fırtına.

Basit İngilizce açıklama: A storm formed when two storm fronts meet and their thunderstorms join together.

  • The complex formed where two storm fronts met.
  • Radar showed the storm complex moving east.
  • Several complexes brought heavy rain to the region.

Sık kullanılan kalıplar: storm complex, thunderstorm complex, developing storm complex

complex kelimesini okurken öğren

LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.

Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUp

complex ile kurulan ifadeler

EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語

Diğer kelimeler