buzz
İngilizce “buzz” kelimesinin Türkçe anlamı, çevirisi ve okunuşu
Okunuşu: ABD /bʌz/
Diğer biçimleri: buzzing, buzzed
buzz Türkçede: vızıltı, uğultu, mırıltı, heyecan, keyif, vızıldamak
isim
vızıltı
Uçan arı veya elektrikli cihazdan çıkan ses gibi kesintisiz, alçak ses.
Basit İngilizce açıklama: A continuous low sound, like the sound of a flying bee or an electrical device.
- I heard a buzz.
- The phone made a short buzz on the table.
- A steady buzz came from the fridge.
vızıltı, uğultu
Böceklerin, makinelerin veya alçak sesle konuşan insanların çıkardığı kesintisiz, alçak ses.
Basit İngilizce açıklama: A continuous low sound made by insects, machines, or people talking quietly together.
- The bees made a gentle buzz.
- A buzz of voices came from the kitchen.
- The machine’s buzz kept me awake.
uğultu, mırıltı
Birçok kişinin konuşmasının birbirine karışmasıyla oluşan alçak ses.
Basit İngilizce açıklama: The low, mixed sound of many people talking together.
- A quiet buzz filled the room.
- We heard a buzz of conversation outside.
- The buzz grew louder as more guests arrived.
heyecan, keyif
Bazen alkol veya başka bir maddeyle oluşan, insana keyif ve enerji veren heyecan duygusu.
Basit İngilizce açıklama: A pleasant feeling of excitement or energy, sometimes caused by alcohol or another substance.
- Winning gave me a real buzz.
- He still felt a buzz from the coffee.
- Do you get a buzz from speaking on stage?
fiil
vızıldamak
Uçan arının sesi gibi kesintisiz, alçak bir ses çıkarmak.
Basit İngilizce açıklama: To make a continuous low sound like a flying bee.
- My phone is buzzing.
- A bee buzzed around the flowers.
- The timer buzzes when the food is ready.
fısıldamak
Bir bilgiyi alçak sesle, genellikle gizlice söylemek veya yaymak.
Basit İngilizce açıklama: To tell or spread information quietly, often in secret.
- They buzzed rumours through the village.
- She buzzed the news to her closest friends.
- The servants buzzed secret tales in the corridor.
alçak sesle konuşmak
Biriyle alçak sesle uzun uzun veya özel olarak konuşmak.
Basit İngilizce açıklama: To talk to someone continuously or privately in a low voice.
- He buzzed to me in a low voice.
- She kept buzzing in his ear during dinner.
- The old man buzzed quietly to his companion.
buzz hakkında sık sorulanlar
buzz ne demek?
“buzz” Türkçede “vızıltı” demektir. Uçan arı veya elektrikli cihazdan çıkan ses gibi kesintisiz, alçak ses.
buzz Türkçesi nedir?
buzz kelimesinin Türkçe çevirileri: vızıltı, uğultu, mırıltı, heyecan, keyif, vızıldamak.
buzz nasıl okunur?
/bʌz/ diye okunur.
buzz cümle içinde nasıl kullanılır?
I heard a buzz. The phone made a short buzz on the table.
buzz kelimesini okurken öğren
LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.
Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUpbuzz ile kurulan ifadeler
- buzz off
- buzz in
EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語