bronze
İngilizce “bronze” kelimesinin Türkçe anlamı, çevirisi ve okunuşu
Okunuşu: ABD /brɑnz/ · İngiltere /brɒnz/
bronze Türkçede: bronz madalya, bronz, tunç, bronz renkli, bronzlaştırmak, bronzla kaplamak
isim
bronz madalya
Bir yarışmada üçüncü olan kişiye veya takıma verilen madalya ya da ödül.
Basit İngilizce açıklama: A medal or award given to the person or team finishing third in a competition.
- She won bronze in the race.
- Our team took the bronze at the championship.
- He has two silvers and three bronzes.
bronz, tunç
Bakırın kalay veya başka metallerle karıştırılmasıyla elde edilen sert, kahverengimsi metal.
Basit İngilizce açıklama: A hard brownish metal made by mixing copper with tin or other metals.
- The statue is made of bronze.
- Workers poured hot bronze into a mould.
- Ancient people used bronze to make tools.
sıfat
bronz, tunç
Bakır ile kalay veya başka metallerin karışımından oluşan sert metalden yapılmış.
Basit İngilizce açıklama: Made from a hard metal containing copper mixed with tin or other metals.
- A bronze statue stands outside the museum.
- They found ancient bronze coins near the river.
- The bronze bell rang across the village.
bronz renkli
Altın gibi parlayan sıcak bir kahverengi renkte olan.
Basit İngilizce açıklama: Having a warm brown colour with a golden shine.
- She chose a bronze eyeshadow.
- His skin looked bronze in the sunlight.
- The curtains have a soft bronze shine.
fiil
bronzlaştırmak
Bir şeye sıcak kahverengi renk vermek; özellikle güneşle teni koyulaştırmak.
Basit İngilizce açıklama: To give something a warm brown colour, especially skin through sunlight.
- The summer sun bronzed her skin.
- Use this lotion to bronze your legs.
- His face was bronzed by years of outdoor work.
bronzla kaplamak
Bir şeyin üzerini, bakır ve başka metallerin karışımından oluşan ince bir bronz tabakasıyla kaplamak.
Basit İngilizce açıklama: To cover something with a thin layer of a metal made from copper and other metals.
- They decided to bronze the baby’s shoes.
- The workshop bronzed the small wooden figure.
- These objects were bronzed to protect their surfaces.
bronze hakkında sık sorulanlar
bronze ne demek?
“bronze” Türkçede “bronz madalya” demektir. Bir yarışmada üçüncü olan kişiye veya takıma verilen madalya ya da ödül.
bronze Türkçesi nedir?
bronze kelimesinin Türkçe çevirileri: bronz madalya, bronz, tunç, bronz renkli, bronzlaştırmak, bronzla kaplamak.
bronze nasıl okunur?
Amerikan İngilizcesinde /brɑnz/, İngiliz İngilizcesinde /brɒnz/ diye okunur.
bronze cümle içinde nasıl kullanılır?
She won bronze in the race. Our team took the bronze at the championship.
bronze kelimesini okurken öğren
LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.
Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUpbronze ile kurulan ifadeler
- bronze up
EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語