border
İngilizce “border” kelimesinin Türkçe anlamı
ABD /ˈbɔrdɚ/ · İngiltere /ˈbɔːdə/
border Türkçede: sınır, kenarlık, bordür, sınır komşusu olmak, çevrelemek, kenarını oluşturmak
isim
sınır
Bir ülkenin bitip diğerinin başladığı çizgi veya bölge.
Basit İngilizce açıklama: The line or area where one country ends and another begins.
- We crossed the border yesterday.
- Police checked our passports at the border.
- Their village is close to the border.
kenarlık, bordür
Bir şeyin kenarını çevreleyen, çoğu zaman süsleme amacıyla kullanılan şerit veya çizgi.
Basit İngilizce açıklama: A strip or line around the edge of something, often used as decoration.
- The card has a gold border.
- She added borders to all the pictures.
- A narrow blue border runs around the page.
fiil
sınır komşusu olmak
Başka bir yerle ortak sınırı olacak şekilde yan yana bulunmak.
Basit İngilizce açıklama: To be next to another place, sharing an edge with it.
- The farm borders a river.
- Three countries border this lake.
- Their property borders on the forest.
çevrelemek, kenarını oluşturmak
Bir şeyin kenarı boyunca çizgi veya şerit oluşturmak.
Basit İngilizce açıklama: To form a line or strip around the edge of something.
- Trees border the path.
- The garden was bordered with a low hedge.
- A silver line borders each page.
kenarlık eklemek, kenarını süslemek
Bir şeyin kenarına çizgi veya süs şeridi eklemek.
Basit İngilizce açıklama: To add a line or decorative strip around the edge of something.
- Border the picture with a thin line.
- She bordered the blanket with soft fabric.
- He carefully bordered each card in blue.
border kelimesini okurken öğren
LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.
Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUpborder ile kurulan ifadeler
- border guard: sınır muhafızı
- border on: sınırına varmak, neredeyse olmak
EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語