LookItUp

alloy

İngilizce “alloy” kelimesinin Türkçe anlamı, çevirisi ve okunuşu

Okunuşu: ABD /ˈælɔɪ/

Diğer biçimleri: alloys

alloy Türkçede: alaşım, alaşımlamak, saflığını azaltmak, tağşiş etmek, birleştirmek, harmanlamak

isim

METAL KARIŞIMIB2

alaşım

Bir metalin başka bir metal veya elementle karıştırılmasıyla elde edilen malzeme.

Basit İngilizce açıklama: A material made by mixing a metal with another metal or another element.

  • Brass is an alloy of copper and zinc.
  • The frame is made from a light alloy.
  • These alloys are stronger than pure copper.

Sık kullanılan kalıplar: metal alloy, copper alloy, aluminum alloy, steel alloy

fiil

METALLERİ KARIŞTIRMAC1

alaşımlamak

Genellikle dayanıklılığını veya kullanışlılığını artırmak için bir metali başka bir malzemeyle karıştırmak.

Basit İngilizce açıklama: To mix a metal with another material, usually to make it stronger or more useful.

  • They alloy these metals to improve their strength.
  • The copper was alloyed with tin.
  • Which elements can we alloy with iron?

Nasıl kullanılır: alloy something with something (They alloy copper with zinc to make brass.)

Eş anlamlılar: mix, combine

Sık kullanılan kalıplar: alloy with something, alloy two metals

SAFLIĞI AZALTMAC2

saflığını azaltmak, tağşiş etmek

Değerli bir metale daha değersiz bir madde katarak saflığını azaltmak.

Basit İngilizce açıklama: To mix a valuable metal with a less valuable material, making it less pure.

  • They alloy gold to reduce its purity.
  • The silver was alloyed with a cheaper metal.
  • How much copper did they use to alloy the gold?

Nasıl kullanılır: alloy something with something (The mint alloyed the silver with copper.)

Eş anlamlılar: debase, adulterate

Zıt anlamlılar: purify

Sık kullanılan kalıplar: alloy gold, alloy with copper

FİKİRLERİ BİRLEŞTİRMEC2

birleştirmek, harmanlamak

Farklı fikirleri veya özellikleri bir araya getirerek bir bütün oluşturmak.

Basit İngilizce açıklama: To bring different ideas or qualities together into one whole.

  • The book alloys several different ideas.
  • He alloyed old traditions with modern thought.
  • These poems alloy tenderness with sharp humor.

Nasıl kullanılır: alloy something with something (Her writing alloys humor with serious reflection.)

Eş anlamlılar: combine, blend, mix

Zıt anlamlılar: separate

Sık kullanılan kalıplar: alloy different ideas, alloy something with

TADINI KAÇIRMAC2

gölgelemek, tadını kaçırmak

Hoş olmayan bir şey ekleyerek bir duygunun veya yaşantının güzelliğini azaltmak.

Basit İngilizce açıklama: To make a feeling or experience less good by adding something unpleasant to it.

  • Doubt alloyed her pleasure in the award.
  • Their happiness was alloyed with fear.
  • Regret can alloy even the sweetest memories.

Nasıl kullanılır: alloy something with something (The news alloyed their joy with sadness.)

Eş anlamlılar: spoil, diminish, taint

Zıt anlamlılar: enhance

Sık kullanılan kalıplar: alloy someone’s pleasure, alloy joy

alloy hakkında sık sorulanlar

alloy ne demek?

“alloy” Türkçede “alaşım” demektir. Bir metalin başka bir metal veya elementle karıştırılmasıyla elde edilen malzeme.

alloy Türkçesi nedir?

alloy kelimesinin Türkçe çevirileri: alaşım, alaşımlamak, saflığını azaltmak, tağşiş etmek, birleştirmek, harmanlamak.

alloy nasıl okunur?

/ˈælɔɪ/ diye okunur.

alloy cümle içinde nasıl kullanılır?

Brass is an alloy of copper and zinc. The frame is made from a light alloy.

alloy kelimesini okurken öğren

LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.

Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUp

EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語

Diğer kelimeler